26 10 2010

neşeli olmanın gücü ve gönül rahatlıgı

Siz önce güleryüzlü olmayı öğreniniz. İşte o zaman, alnınızda çizgiler olmaz. Ve işte o zaman, bir gönüle girmenin anahtarı elinizdedir.”   “Güleryüz, önce konuşan dilden önemlidir. Daha sonra dilinizle gözleriniz gülsün.” (Ruhsal bir bilgiden)        Dünya kederlerle, yoksulluklarla, hastalıklarla o kadar dolmuştur ki, ruhlarımıza çöken kara bulutları dağıtacak bir güneşe ihtiyacımız vardır. Dünyanın sevinç ve neşe ekici insanlara ihtiyacı vardır; yükselten ve ferahlandıran, ümit ve cesaret telkin eden insanlara.   Neşeli bir ruh ne büyük bir zenginlik hazinesidir!. İyimser olabilmek kıymetli bir mirastır!. Zira sükûnet ve barış daima onunla beraberdir. Onun ışığı etrafındaki gölgeleri kovar; kederli kalpleri aydınlatır. Onun kudreti ümitsizlere bile sevinç ve cesaret getirir. Hele iyimserlik özelliği, sevimlilik, nezaket ve yüz güzelliğiyle bir arada bulunursa, yer yüzünün hiçbir hazinesi bununla kıyaslanamaz. Bu paha biçilmez nimeti elde etmek sanıldığı kadar zor değildir; zira neşeli bir yüz, sıcak ve cömert bir kalbin yansımasıdır. İçteki güneş, ilk önce yüzde değil ruhta doğar, oradan yüze yansır. Yüze parlaklık ve çekicilik veren tatlı gülümseme içimizdeki güneş ışığından başka bir şey değildir.   Karşılaştığımız insanlara sempati ve ilgi göstermelisiniz. Herkes için iyi düşünceler ve duygular beslemelisiniz. Kendinizde bulunan iyi özelliklerimizi geliştirirseniz, başkalarının güzel ve asil duygularını anlamaya ve bu duyguları onlarda da yaratmaya güç kazanabilirsiniz.   Güneş gölgeleri kovduğu gibi, neşeli insanlar da il... Devamı

26 10 2010

hayatı oldugu gibi kabul edin

  Birçok felsefenin en temel mânevi ilkelerinden biri, hayatın belirlediğiniz gibi olmasında ısrar etmeyip, yüreğinizi o anda “olanlara” açık tutmak düşüncesidir. Bu düşünce çok önemlidir, çünkü içimizdeki mücadelelerin çoğu hayatı kontrol etme arzusundan ve gerçekte olduğundan farklı hale getirme ısrarından kaynaklanmaktadır.  Ne var ki, hayat her zaman  istediğimiz gibi değildir…  sadece olduğu gibidir.  Bizim huzurumuz,  o anın gerçeğini ne kadar kabul edebildiğimize bağlıdır. Hayatın nasıl olması gerektiği konusunda önceden oluşturduğumuz kavramlar varsa, bunlar, içinde yaşadığımız anın tadını çıkarmamıza ve o durumlardan ders almamıza engel olur. Bu yüzden, belki de bizim için mükemmel bir uyanışa yol açacak olayların değerini anlayamayız. Bir çocuğun yakınmalarına, ya da eşinizin hoşnutsuzluğuna tepki göstermektense, yüreğinizi açın ve o anı olduğu gibi kabul etmeye çalışın. Onların sizin beklediğiniz gibi davranmayışlarına itiraz etmeyin. Ya da, üzerinde epey çalışmış olduğunuz bir proje reddedildiği taktirde, bozguna uğramış gibi hissetmeden, “Ne yapalım, gelecek sefere kabul ettiririm” diye düşünün.  Derin bir soluk alın ve tepkinizi yumuşatın. Yüreğinizi bu şeklide açarken amacınız yakınmalardan, reddedilmekten, ya da, başarısızlıktan hoşlanıyormuş gibi görünmek değildir; sadece hayat umduğunuz gibi gerçekleşmediği zamanlarda, bunu kolayca kabullenebilecek hale gelmektir. Günlük yaşamın zorlukları içinde yüreğinizi açmayı öğrenebilirseniz, o güne kadar sizi hep rahatsız etmiş olan şeyleri artık sorun olarak görmeyi bırakırsınız. Perspektifiniz derinleşir.  Mücadele ettiğiniz şeylerl... Devamı

25 10 2010

höşgörü....olmak...

    Hoşgörü, sağlıklı insan davranışıdır. Hoşgörü sağlıklı insan hayatının, özüdür. Beşeri münasebetlerin temelidir. Bugün her zamankinden daha fazla hoşgörüye ihtiyacımız olduğu aşikârdır. Olumsuz birçok davranışın sebebi, yeterince hoşgörülü olamamaktır. Evde, trafikte, sokakta, okulda, işyerinde, kısaca insanın olduğu her yerde eğer hoşgörü yoksa orada bencillik, anlaşmazlık, güvensizlik, tartışma, kavga olumsuzluk adına her şeyi görebilmek mümkündür. Eğitimli ya da eğitimsiz her insanda görülebilen bir eksikliktir, hoşgörüsüzlük. Peki, bunun sebebi nedir? Neden tarih boyunca Yüce Milletimizin hasletlerinden olmuş bir davranışı, bugün yeterince gösteremiyoruz. Bunun birçok sebebi olabilir. Bunlardan kanaatimizce en önemlisi: insanın kendisi ile barışık olamamasıdır. İnsanımız, kendisine güvenmiyor, inanmıyor. Kendisini yeterince tanımıyor. En önemlisi kendisini sevmiyor, saygı duymuyor. Eğer insanın kendisine saygı ve sevgisi kalmamışsa, kendisi ile barışık olması da mümkün değildir. Düşünün, en son ne zaman aynaya bakıp, kendinize gülümsediniz. Bu sabah kaç kişiye merhaba, günaydın ya da hayırlı sabahlar dediniz. Yoksa her gördüğünüz, tanıdığınız kişi için bu işte öyle biridir diye olumsuz mu düşündünüz? Ayıbını mı aradınız? Bu sabah trafikte içinizden kaç kişiye bir şeyler mırıldandınız. Kaç defa yardıma ihtiyacı olan insanları gördüğünüzde başınızı çevirdiniz. Okulda, sınıfta, sırada kaç kişiye kötü davrandınız. Arkadaşlarınızı, bencilliğinizden dolayı üzdünüz. Yönetici iseniz, idarenizdeki kaç insanı yeterince dinlemediğiniz için k... Devamı

25 10 2010

ahlaklı ve kendini begenmişlik ten uzak olmakk..

  Yasin Doğan Yeni Şafak Gazetesi İnsanın kötüyü kötü, yanlışı yanlış olarak bilmesi, kabul etmesi gerekir. Bu kabul, insanın hiç yanlış yapmayacağı anlamına gelmez. Asıl olan insanın yanlışı doğru, kötüyü iyi gibi görmemesi, önce yanlış yapmamaya çalışması, yanlış yapınca da doğruya dönme çabası içinde olmasıdır.   Ahlak, Kur'anda “kirlenmemek” değil, “temizlenmek” ve “arınmak” anlamında kullanılır. İnsanlar Peygamberler gibi masum sıfatı taşımadığından kötülüklere ve günahlara bir şekilde bulaşırlar. Kirlenmemeye çalışmak, temiz kalmak bir idealdir, ama gerçekçi değildir. İnsanlar günlük yaşamda bir şekilde kötülük, yanlışlık ve günahlarla karşı karşıya gelir. Ahlaklı olmak, yaşamı bir “mücadeleye” dönüştürmektir. “Ahlaklı olmak” kirlenmemeye çalışmak, mevcut kirlilik ve kötülüklerden de arınmak, temizlenmek anlamındadır. İnsanın kötüyü kötü, yanlışı yanlış olarak bilmesi, kabul etmesi gerekir. Bu kabul, insanın hiç yanlış yapmayacağı anlamına gelmez. Asıl olan insanın yanlışı doğru, kötüyü iyi gibi görmemesi, önce yanlış yapmamaya çalışması, yanlış yapınca da doğruya dönme çabası içinde olmasıdır. Eğer insanlar bulaştıkları kötülükleri, karıştıkları yanlışlıkları görmezse birinci problem ortaya çıkar. Algılamada bir çarpıklık vardır. İnsanların bulaştıkları kötülükleri görmeleri, ama kötüyü kötü olarak kabul etmemeleri ikinci problemdir. Kötü ve yanlışı kabullenmemek düzelmenin ve arınmanın ... Devamı

25 10 2010

dua...insan olmak böyle ce münkünnnnn....

    ALLAHIM !   BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ:   Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile, bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım. Günlük yaşamda "ben" yerine, daha çok "sen" sözcüğünü kullanabileyim...   BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:   Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe, doldursun sarsın çevremi. Hatta düşmanlarımı da sevebileyim...   BANA ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:   Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki, mutluluğu başkalarına da götürebileyim...   BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:   Düşünebileyim, konuşabileyim.   BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ: İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür edenlere; bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim. BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:   İyi eş, baba, anne, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim. BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:   Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için karamsarlığa düşmeyeyim, herşeyden aklanmış olarak yaşama yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim. BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:   düşünebildiğim, yargılayabildiğim, inandığım, kahrolduğum, varolduğum şu anda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim. BANA ÖYLE BİR TALİH VER Kİ :   Yıllar sonra beni hatırlayanlar "herkese iyilik eden, tüm insanları seven, o düzeyde de sevilen bir kişiydi " diye konuşsanlar ve ben de huzur içinde olabileyim.   BANA ÖYLE BİR İRADE VER K... Devamı

25 10 2010

evlilik.....

  KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR '' Yıllarca eşinizle birlikte fedakârca çalışıyorsunuz, gençliğinizi birlikte geçirip boyunuzca evlatlar yetiştiriyorsunuz, tam huzura yaklaştığınız bir çağda bakıyorsunuz ki, eşiniz genç bir hanıma takılıyor, sizi gözü görmüyor! Acaba beyefendiler hanımlara bu acıyı yaşatma hakkını nereden alıyorlar? Yoksa onların çaresizliğinden mi yararlanıyorlar? Ne demişler, eden kendine eder. Herkes kaderini yaşar, ağzımızla kuş tutsak bazı şeylere engel olamayız. Yine de başımıza gelenlerde kendi hissemizi düşünmemiz lazım. Size ısrarla tavsiyem; önce kendinize bir de erkek gözüyle bakın. Diyelim gençsiniz, kocanıza karşı bu gençliğin hakkını ne ölçüde verebiliyorsunuz? Cazibeniz, zerafetiniz , kocanızın gözünü ne ölçüde doldurabiliyor? Diyelim artık genç de değilsiniz, nasıl bir hayat arkadaşı profili çiziyorsunuz? Eğer kaba-saba, empatiden yoksun, sallapati ve bir yaşama kültüründen uzaksanız, kısaca hâlâ hamsanız kimi suçlayabilirsiniz? Şunu bir düşünün: Gençliğin o hiç bitmeyecek sanılan ateşi söndükten sonra geriye neyiniz kalıyor? Kötü bir kocaya sabretmek kadar, bitmez tükenmez hırsları olan, ham ve vasıfsız bir kadınla ömür sürdürmek de zordur. Bir de tedbiri elden bırakmamak gerekiyor. Erkeklerin fıtratlarındaki farklılığı asla aklınızdan çıkarmayın ve hemcinslerinize sonsuz güvenmeyin! Öksüz bir kızcağıza acıyıp şirketinizde iş verirsiniz, şeytan boş durmaz, zararı size olur. İslâmî kurallardan, o kurallarla örülü hayat tarzından uzaklaştıkça bu tür musibetler bizi bırakmaz. Siz buna dikkat ediyor, eşiniz etmiyorsa, bu da sizin imtihanınızdır, sabreden daima... Devamı

25 10 2010

tebessümm

    Tebessüm, kişinin kendisinin işitmeyeceği bir şekilde sessizce gülmesidir ki buna, kısaca gülümseme diyoruz.. Peygamber efendimiz güler yüzlü idi ve tebessüm ederek gülerdi. Gülerken, mübârek dişleri görünürdü. Güldüğü zaman, nuru duvarlar üzerine ziya verirdi. Kahkaha ile güldüğü hiç görülmedi. Sessizce tebessüm ederdi. Bazan gülerken mübarek ön dişleri görünürdü. Hep düşünceli, üzüntülü görünür, az söylerdi. Konuşmaya tebessüm ederek başlar ve; (Mü’min kardeşinin yüzüne tebessüm etmek sadakadır) buyururdu. Tebessüm, satın alınmaz, rica, minnet ve mihnetle elde edilemez ve hiç kimse de ödünç vermez. Çalmak da mümkün değildir. Tebessüm eden kimse, başkalarına ikramda bulunuyor demektir. Gülümsemenin, bir maliyeti, bir külfeti yoktur ama, insana çok şey kazandırır. Tebessüm, vereni fakirleştirmeden, alanı zenginleştiren bir güce sahiptir. Gülümseme, sadece bir an sürer. Fakat, hatırası bazen ebediyyen yaşar. Ancak tebessüm, kendiliğinden verilmedikçe, hiç kimsenin işine yaramaz. Allahü teala sabredenleri ve iyilik edenleri sever. İnsanlara hizmet edenleri, nasihat verenleri, tatlı dilli, güler yüzlü olanları, iyi iş yapanlara yardım edenleri sever. Kendini beğenenleri sevmez. Gülümsemek sadakadır... Müslüman dili ile, eli ile kimseyi incitmez. Zira başkasını incitmek günahtır ve fitne çıkmasına sebep olur. Herkese karşı, güler yüzlü, tatlı dilli olmak lazımdır. Münakaşa etmek, dostluğu giderir ve düşmanların çoğalma... Devamı

23 10 2010

GÜL....

 HAYAT TIPKI BU GÜLÜN OLDUGU GİBİ NİCE  YAĞMURLAR  NİCE GÜNEŞLER  GÖRMÜŞTÜR...İNSANLARDA BÖYLEDİR. DİKENİ DE VARDIR KOKUSUDA RENĞİ DE AMA HEPSİNİ ZAMANLA KAZANIR...BAŞKALARI KOKLASA SOLAR DOKUNSA RENGİNİ KAYBEDER Devamı

22 10 2010

ALLAHI SEVMEKK...

 koklamamız ve yemeklerin lezzetini tadabilmemiz için burnumuzu ve dilimizi yaratmıştır. Allah'ı sevmek ve O'na güvenmek Annenizin, babanızın sizi sevmesi hoşunuza gidiyor değil mi? Siz de onları çok seviyorsunuz. Onlar sizi koruyor, sevgi gösteriyor, ihtiyaçlarınızı karşılıyor. Onlara güveniyorsunuz. Zor bir durumda kalsanız size yardıma koşacaklarını biliyorsunuz. Peki Allah'ı ne kadar seviyor ve O'na ne kadar güveniyorsunuz? Allah, yarattığı bütün canlıların her ihtiyacını verendir. O'nun sonsuz şefkati ve merhameti sayesindedünya üzerinde  nimetler içinde ve rahat yaşıyoruz. Mesela bizim yaşayabilmemiz için Allah Güneş'i yaratmıştır. Beslenmemiz için sebzeleri, meyveleri, hayvanları yaratan da Allah'tır. Bu sayede ekmek, süt, et ve birbirinden lezzetli sebzeleri ve meyveleri yeriz. Allah içecek suyumuzun olması için de yağmuru yaratmıştır. Ayrıca tuzlu su olarak denizleri yaratan da Allah'tır. Denizlerdeki canlılar da bu sayede yaşarlar. Yağmurlar olmasaydı yeryüzünde ne tatlı ne tuzlu su olurdu. Su, yaşamımız için çok önemlidir. Çünkü biliyorsunuz ki insan susuz ancak birkaç gün yaşayabilir. Allah vücudumuzda da mikroplara karşı savaşan savunma sistemini yaratmıştır. Savunma sistemimiz sayesinde basit bir nezle mikrobu ile ölmemiz engellenmiştir. Bunlardan başka kalbimizi hiç durmadan çalışacak şekilde yaratan da Allah'tır. Kalbimiz araba motorları gibi ara sıra durup dinlenme ihtiyacında olsa, sonra tekrar çalışsa elbette yaşayamazdık. Oysa kalp insan ölene kadar senelerce hiç durmadan çalışır ve bu sayede hayatımızı sürdürürüz. Yine, Allah görebilmemiz için gözlerimizi, duyabilmemiz için kulaklarımızı, güzel kokula... Devamı

22 10 2010

İNSANIN İÇİNDEN GEÇENLER VE KALP VE İMAN FRENLERİ...

ALLAH BİZDEN NASIL BİR AHLAK İSTİYOR?  İnsanlar için bir öğüt olan Kuran, Allah'ın sözüdür. Kuran'ın ayetlerini okuyarak ve uygulayarak Allah'ın beğeneceği bir ahlaka sahip olabilirsiniz. Bu çok kolaydır. Ancak buna rağmen insanların büyük bir çoğunluğu hataya düşmüş ve Allah'ın emrettiği güzel ahlaktan uzaklaşmışlardır. Eğer bir gün çevremizdeki her insan kendi üzerine düşeni yapar ve Allah'ın istediği ahlaka sahip olursa, dünya üzerinde de cennettekine benzer bir ortam oluşabilir. Şimdi, kısaca bu güzel ahlak özelliklerini anlatalım. Hepimiz biliyoruz ki, insanı Allah yaratmıştır. Dolayısıyla insanın iyi ve kötü özelliklerini de en iyi Allah bilir. Ayrıca insan diğer insanları kandırabilir ama Allah'tan herhangi bir şey gizlemesi mümkün değildir. Çünkü Allah bizim gibi sadece insanların dışını değil, onların düşüncelerini de bilir. O halde insanın Allah'a karşı her zaman dürüst ve samimi olması gerekir. Kuran'da şöyle bildirilmektedir: De ki: "Sinelerinizde (içinizde-kalplerinizde) olanı -gizleseniz de, açığa vursanız da- Allah bilir. Ve göklerde olanı da, yerde olanı da bilir. Allah, herşeye güç yetirendir. (Al-i İmran Suresi, 29) Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onunla sorguya çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğini azablandırır. Allah, herşeye güç yetirendir. (Bakara Suresi, 284) Allah'ın, her sözünü işittiğinin, her yaptığını gördüğünün, her düşüncesini bildiğinin farkında olan insan, gizlice de olsa kötülük yapamaz. Demek ki insanların gerçekten iyi insanlar olabilmeleri için mutlaka Al... Devamı

22 10 2010

insanın içinden geçenlerrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr

Yarın sabah bavulumu toplayıp, uçağa bineceğim. Hiç tanımadığım bir aşka gidiyorum. Şimdiden heyecan bastı. Ne garip bir his? Birisi canımı istedi, onu vermeye gidiyorum! Tanımadığım Bir Aşka Gidiyorum! Yüzünü hiç görmediğim, gözlerine değmediğim, elini tutmadığım bir aşka savruluyorum. İçimde çıkan büyük savaşlara rağmen, meraklı yanım, gitmeyi seçti. Bir adam, sadece sesini bildiğim, kelimelerinden büyük hayat hikayeleri çıkarmaya çalıştığım, büyük bir boşluğa doğru ilerliyorum. “Lütfen sev beni!” diye bağıran, kalbimi, ruhumu isteyen, biraz şair, biraz acemi, yaşam savaşından benim kadar büyük darbeler almadığı her halinden belli bir adamın yanına uzanıyor, elimde tuttuğum bilet. Havalimanına gelmesini istemedim. Beni beklemesini istedim. Kapıyı açtığında, sanki yüz yıldır yan yana duruyormuşuz gibi, birkaç gün önce gitmişim de şimdi gelmişim gibi, yabancılaşmadan o kapıdan girmek istiyorum. O benden daha telaşlı. Biraz içkiliydi telefonda konuşurken, heyecanını başka türlü bastıramamış. Beni alkol bile kesmeyecek sanırım. O yüzden içkiyi de mundar etmeyeyim diye, ağzımı sürmüyorum. Gidip geliyor duygularım. Söylediği her kelime için yeminler eden bu adama, inanmak dert değil de, onun bilmediği, daha önce çok yemin duyduğum! Öyle büyük bir ikilem içine girmişim ki, eski sevdaların dersleri cebimde dursun, ben yavaş yavaş yürüyeyim istiyorum. Sonra şeytan mı, melek mi, onu zaman içinde anlayacağımız ses, araya giriyor, gitmememi söylüyor. Denge bozuluyor, ortada kalıyorum. Kendimi bilirim, bu kadar kıpırdandığına göre kalbim, bavulu bir gece öncesi... Devamı

22 10 2010

insan ne kadar dürüst olduğunu zamanla test eder...

Uykuların kaçar geceleri Bir türlü sabah olmayı bilmez Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar, ne yastık Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın Onun unutamadığın hayali Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine Sevmek neymiş birgün anlarsın Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin Gün gelirde sesini bir kerecik duymak için Vurursun başını soğuk taş duvarlara Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın Duyarsın Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın Sevmek neymiş birgün anlarsın Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin Niçin yaratıldığını Bu igrenç dünyaya neden geldiğini Uzun uzun seyredersinde aynalarda güzelliğini Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın Dolar gözlerin için burkulur Sevmek neymiş birgün anlarsın Birgün anlarsın sevilen dudakların Sevilen gözlerin erişilmezliğini O hiç beklenmeyen saat geldi mi Düşer saçların önüne ama bembeyaz Uzanır gökyüzüne ellerin Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı Sevmek neymiş birgün anlarsın Birgün anlarsın hayal kurmayı Beklemeyi Ümit etmeyi Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi Lanet edersin yaşadığına Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden SENI SEVDIĞIMI BIRGÜN ANLARSIN                     ... Devamı

21 10 2010

nar

  Narın faydaları saymakla bitmiyor. İster tek tek tanelerini yiyerek tüketin, ister suyunu sıkarak için nar, pek çok derdin devası. Örneğin narda 10 bardak yeşil çaya ve 4 bardak kızılcık suyuna eşdeğer antioksidan madde bulunuyor. Narın bilinen bazı faydaları: Tansiyonumuzu olumlu bir şekilde düzenler Kalbimizi korur düzenli çalışmasına destek olur Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır Enerji verir, yorgunluğu giderir İdrar söktürücü etkisiyle toksin atımını sağlar Bağışıklık sistemini güçlendirir hastalıklara karşı korur Kolesterol ve kan şekerimizi regüle eder artmasını engeller Bağırsak parazitlerinin düşmanıdır, iyi bakterilerin artmasını sağlar İshali (diare) önler tedavide destek sağlar Ciltte olumlu katkısı vardır, pürüzsüz görünüm sağlar Cilt enfeksiyonlarında olumlu katkısı vardır Nar hakkında ayrıntılı bilgi için TIKLAYIN     Devamı

21 10 2010

besinler ve faydaları

  Sağlık / ZEKAYI ARTIRAN 10 BESİN     1- Kızılcık: Sinir koruyucu özelliğe sahiptir. Unutkanlığı önler. 2- İyotlu tuz: Hafızanın güçlenmesini ve sinir sisteminin kuvvetlenmesini sağlar. 3- Yaban mersini: Zengin antioksidan içerir. Hafızaya iyi gelir, denge ve koordinasyon bozulmasını durdurur. 4- Alabalık, sardunya, ringa balığı: Balıklar Omega 3 yağ asidi bakımından oldukça zengindir. Yağ oranı fazla olan alabalık, sardunya ve ringa gibi balıklar, Alzheimer'a yakalanma oranını da düşürür. 5- Ispanak: İçindeki folik asit hafızayı güçlendirir. 6- Badem, fındık, ceviz: B ve E vitaminleri ile magnezyum ve demir içerdiği için beyin fonksiyonlarını önemli ölçüde artırır. 7- Ayçiçek, mısır özü, soya yağları: Günlük gereken enerji ihtiyaçlarını karşılayarak, zekayı artırır. 8- Yapraklı yeşillikler (Lahana, pazı...): Zihinsel yavaşlamaya ve unutkanlığa son verir. 9- Brokoli: E vitamini deposudur. Kolesterolü dengeler, ruhsal dinginlik yaratır. İntihar eden çoğu kişide düşük kolesterol görülmüştür. 10- Mercimek: Protein, magnezyum, demir, B1 ve B6 vitaminleri yönünden zengindir. Algılama yeteneğini çoğaltır. Konsantrasyon sağlar.   ... Devamı

21 10 2010

affedicilik.....

KUR’ÂN’DA övgü ile söz edilen kulların başta gelen özelliklerinden biri de, birçok âyet-i kerimede geçtiği gibi, affediciliktir. Bu âyette ise, “öfkelendikleri zaman” kaydının da eklenmesiyle, bu özelliğe ayrı bir vurgu yapılmıştır. Affedicilik, bir mü’minin imanından gelen nitelikleri arasındadır. Çünkü bu, esas itibarıyla, Allah’ın sıfatlarındandır. Kur’ân ve Hadis, Yüce Allah’ı bize çok affedici, çok bağışlayıcı olarak tanıtır. Allah ise, bağışlayıcılığının eserini kulunun üzerinde görmek ister. Bu da iki şekilde olur: Bir yandan kul, kendi kusurları nedeniyle Allah’ın affına muhtaç olduğunu bilir ve tevbe ile, istiğfar ile Onun rahmetine müracaat ederek bağışlanma ister. Bir yandan da, Allah’ın kullarına karşı bizzat kendisi affedici olmaya çalışır; onların kusurlarını örter ve affeder. Böylece, Rabbinin affediciliğine, bir başka şekilde, kendi davranışlarıyla bir ayna olmuş olur. Bu ise onu Rabbinin affına daha da çok yaklaştırır. İnsanlara karşı kusur örtücü ve bağışlayıcı olan bir kimsenin, Rabbinden bağışlanma ummaya elbette ki daha fazla hakkı vardır. Kur’ân eğer bir davranışı modelini bize örnek olarak göstermişse, yaratılışımız için en uygun şeyin o davranış biçimi olduğundan şüphe edilmemelidir. Zira Kur’ân ve yaratılış, sık sık değindiğimiz gibi, karşılıklı olarak birbirini şerh eder. Kur’ân “Affedici olun” buyurduğunda, insanın yaratılışı da bunu tasdik eder; hem bireysel, hem de toplumsal hayattaki sonuçlarıyla, affediciliğin insan için en doğru bir hayat tarzı olduğunu gösterir. Yapılan çok sayıda araştırma, affetmesini bilen i... Devamı

21 10 2010

hayat güzel farklı olmak sıradan oyunlarla değilde gerçekle mutl

d Özgüven kazanmak için 3 ilginç yöntem Kendinize güvenmek için riske girin, hayır diyebilin ve bilinçli nefes alıp verin! İyi - kötü yanlarınızı düşünün, dik durun, kendinize saygı duyun… Bunlar özgüven kazanmak için zaten duyduğumuz, bildiğimiz şeyler. Halbuki alışkanlıklarınızı değiştirip biraz risk alırsanız, hayır diyebilirseniz ve kendinize her gün bilinçli bir nefes terapisi yaparsanız özgüven kazanabileceğinizi biliyor muydunuz? Alışkanlıklarınızı değiştirin, risk alın Her sabah bir dilim kepekli ekmek ve iki beyaz peynir, her Çarşamba akşamı Zeynep’le sinema, her Cumartesi ev işleri, her Pazar ailecek Monopoly… Rutinleşmiş bazı alışkanlıklarımız aslında özgüvenimizi yitirmemize neden olabiliyor. Çünkü bu alışkanlıklar ‘hep tanıdık’ oldukları için bir nevi kişinin kendini güvende hissetmesine sebep olurlar; kişinin beklenmedik durumlarla karşılaşmasına neden olmazlar. Genelde insanlar beklenmedik durumlar karşısında ne yapacaklarını bilmedikleri için özgüvenlerini yitirmiş hissederler. Bu nedenle biraz cesaretlenip bilinmeyene, alışık olunmaya yönelmek; risk almak, tahmin edebileceğinizden daha fazla özgüven kazandırır insana. Çünkü hem başarınca özgüveni bizzat hissedersiniz; hem de daha fazla tecrübe edinmiş, dolayısıyla daha fazla konu karşısında nasıl davranmanız gerektiğini keşfetmiş olursunuz. Bunu küçücük alışkanlıklarınızda bile uygulayın. Her sabah farklı, daha önce hiç denemediğiniz malzemelerle kahvaltılar hazırlamayı deneyin. Her Çarşamba Zeynep’le sinemaya gitmek yerine, her haftanın farklı günlerinde farklı kişilerle daha önce hiç yapmadığınız aktiviteleri yapın. Gün gelsin ne yapacağınızı hi&... Devamı

21 10 2010

dikkatti ve motivasyonu artırmanın yolları

Dikkat eksikliği olan çocuklara yardımcı 50 kural Dikkat eksikliği olan çocuklara hem evde hem de okulda ilgiyle yaklaşılması gerekiyor. Dikkat eksikliği olan çocuklar, okulda, öğrenmede sorun yaşayabiliyor. Bunları çözmek mümkün. Yapılması gereken bu çocukların özel bir durumları olduğunu kabul etmek ve anne-baba ve öğretmen olarak bu duruma uygun davranmak. Aşağıdaki 50 kural öğretmenlere dikkat eksikliği olan çocuklara derslerde nasıl yardımcı olabileceklerini gösteriyor. Bu kuralları anne babalar olarak bizler de okula destek olmak ve çocukların evdeki öğrenme süreçlerini hızlandırmak için kullanabiliriz. 1. Her şeyden önce, öğrencinizin yaşadığı sorunun, dikkat eksikliği olduğundan emin olmalısınız. Teşhis koymak doğal olarak öğretmenlerin işi değildir ancak bu konuda anne babayı yönlendirebilirsiniz. Çocuğa iyi ve doğru bir teşhis konulduğundan emin olana kadar da soru sormaya devam etmelisiniz. Bütün bu aşamalar sizin sorumluluğunuz değildir: ancak anne babaya destek olabilirsiniz. 2. Size yardımcı olabilecek kaynakları harekete geçirin. Eğer sınıfınızda birden fazla dikkat eksikliği olan çocuk varsa çok yorulursunuz. Okulun ve anne babaların desteğini isteyin. Bir sorun ortaya çıktığında danışabileceğiniz, bu konuda bilgili bir profesyonelle - psikiyatrist, psikolojik danışman, okul psikoloğu, çocuk doktoru - işbirliği yapmalısınız. Bu konuda size yardımcı olacak kişinin ünvanı değil, bu konuda ne kadar bilgisi olduğu, dikkat eksikliği olan kaç çocukla ilgilendiği ve sade, öz konuşabilmesi önemlidir. Anne baba ile sürekli iletişim kurarak onların da aynı hedefler için çalışmasını sağlamalısınız. 3. Kaldırabileceğiniz yükün sınırlarını bilin. Yardım istemekten çekinmeyin.... Devamı

21 10 2010

özgüven

Özgüven eksikliği ve çözüm yolları Kendiniz hakkında olumlu düşünerek, gerçekçi hedefler belirleyerek, 'hayır' demeyi bilerek özgüveni artırmak mümkün... Özgüven şu kavramlarla tanımlanabilir: fikirlerini kabul ettirmek, iyimserlik, istekli olmak, sevgi, gurur, bağımsızlık, güven, eleştirilere açık olmak, duygusal olgunluk ve kapasitesini doğru değerlendirme becerisine sahip olmak… Özgüven nedir? Özgüven; kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olduğumuz anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik, boyun eğme, aşırı uyum gösterme, yalnızlık, eleştirilere karşı hassas olma, güvensizlik, depresyon, aşağılık duygusu ve sevilmediğini hissetme gibi kavramlarla tanımlanabilir. Özgüven eksikliği nasıl gelişir? Aşağılık duygusu, umutsuzluk gibi duygular, genellikle evde, okulda veya işte yaşadığımız kimi olumsuz yaşam deneyimlerinden sonra ortaya çıkar. Örneğin, siz büyüme aşamasındayken, ebeveynleriniz size sağlıklı ve destekleyici bir çevre sağlayamamış olabilir. Size karşı çok eleştirel, talepkar ve/veya aşırı koruyucu olabilirler. Sonuç olarak, kendiniz hakkında olumsuz düşünmeye başlarsınız. Aileden birini veya yakın bir arkadaşı kaybetmek. Örneğin: anne-babanızın boşanması, evinizden ilk kez ayrılıyor olmak (ailenizden ve arkadaşlarınızdan ayrı olmak), erkek/kız arkadaşınızdan ayrılmak. Başarısızlık, hayal kırıklığı gibi olumsuz olayları bir deneyim gibi algılamaktansa, bunların üzerinde fazla durmak. Kendini veya yeteneklerini çok acımasız bir şekilde eleştirmek. Olayların sonuçlarını, gerçekte olduklarından daha kötü bir şekilde değerlendirmek. ... Devamı

29 11 2009

muhasebecinin aşkı

MUHASEBECİNİN ŞİİRİ Beynimi aktife, Yüreğimi pasife aldım. Tutkularımı, vadesi geçmiş ertelenmiş Diğer Yükümlülüklere. Düşlerimi, sayım ve tesellüm fazlalarına… Düşüncelerime reeskont uyguladım. Korkularımı geçmiş yıllar zararlarına, Kaygılarımı gelecek yıllara ait Gider tahakkuklarına. Alışkanlıklarımı, borç ve gider karşılıklarına.> Dostlarımı özkaynaklara yazdım. Dostluklarımın bitenini Birikmiş amortismanlara. Seni hiçbir hesaba yazamadım. O kadar hesapsız ve kitapsızsın ki Beynimle yüreğim arasında Virman yapıp duruyorum. Dün yine sensizdim Sensizliğin muhasebesini yaptım içimde Ama yoktun sevdiğim Ne 7A'da ne de 7B'de Saydım, ölçtüm, tarttım, biçtim Envanterini çıkardım gidişinin Borçlusu muydum, alacaklısı mıydım Bilemedim, sensizliğin. Safha safha maliyetini çıkardım gidişinin Ama yükleyemedim daha ayrılığı gönlüme Sebebi yoktu, anlamı yoktu hiçbir şeyin Dağıtım anahtarı yoktu Birim maliyeti yok Genel üretim giderleri yok Yevmiye kayıtları yok Sensizliğin hesap ismi yok Bilemedim, sensizliğin. Safha safha maliyetini çıkardım gidişinin Ama yükleyemedim daha ayrılığı gönlüme Sebebi yoktu, anlamı yoktu hiçbir şeyin Dağıtım anahtarı yoktu Birim maliyeti yok Genel üretim giderleri yok Yevmiye kayıtları yok Sensizliğin hesap ismi yok Bu kayıt daha kapanmaz gülüm Yok, KDV tahakkuku Yok, genel üretim giderleri Yok, işte bilânçoda sevdamın yeri Maliyet dönemi sonundayım gülüm Elimde geçmiş yılın bilânçosu Dağıtamadığım sermayem Sermayem sendin gülüm Ardında dönüp duran varlık ise ben Artık konusu kalmadı karşılıkların Tasfiye ile uçup giden umutlarım Bilirim sevdamın anlamı kalmadı sende Ve geçmiş yıl karlarının Tasfiye oldum Gelir tablosunda zarar oldum Allah'tan tek dileğim Safha maliyetin gider dağıtım tablosuna dönesin dk.dk............ Devamı

29 11 2009

hayat akıp giderken biraz dinlenmek veeeeeee....vb.dk..

GENÇLERE YÖNELİK ALTERNATİF BİR KAMPANYADA BİZDEN1. Nasıl yaratıldığını ve seni kimin yarattığını bir düşün.2. Varlığının ve hayatın amacını sorgula.3. Dünya hayatının kısalığını anla.4. Ölüm gerçeği ile yüzleş.5. Ölümün yaşının olmadığını bil. Gençliğine güvenme.6. Ölüm sonrasında ne olacağını düşün.7. Sana verilen sınırlı ömrü nasıl kullanacağın ile ilgili seçimini yap.8. Dinini öğren.9. Dinî ve insanî sorumluluklarının bilincinde ol.10. İbadetlerinde gönülden ve titiz ol.11. Allah’ı çok an.12. Dua et.13. Sadece kendin için değil tüm insanlar için de dua et.14. Tövbe et.15. Hatalarından pişmanlık duy.16. Ahlaklı ve faziletli ol.17. Aklını işlet.18. İhlâslı ol.19. Güvenilir ol.20. Fedakâr ol.21. Çalışkan ol.22. Öldürme.23. Çalma.24. Faiz yeme.25. Yalan ve hileden uzak dur.26. Zarafet sahibi ol.27. Gıybet etme.28. İnsanların kusurlarını arama.29. Hüsnü zanda bulun.30. Hataları örtücü ol.31. Hakkı ve adaleti gözet.32. İnsaflı ol.33. Şahitlikten kaçınma.34. Çirkin işlerden ve fenalıklardan uzak dur.35. Nefsine hâkim ol.36. Namuslu ve şerefli ol.37. Hayâ sahibi ol.38. Tevazu sahibi ol.39. Güzel düşünüp güzel davran.40. Helal ve Haramı gözet.41. Boş ve lüzumsuz söz ve davranışlardan uzak dur.42. Hayırlı işlerde yarış.43. Güzel söz konuş.44. Güler yüzlü ol.45. Hayrı, iyiyi ve güzeli tavsiye et.46. Sev.47. Sevil.48. Kin gütme.49. Özrü kabul et.50. Öfkelenme.51. Kibirlenme.52. Affet.53. Şefkatli ol.54. Barışı esas al.55. Hoşgörülü ol.56. Sabret.57. Tevekkül et.58. Kanaatkâr ol.59. Sözüne sadık ol.60. Dünya hayatının geçici zevklerine kapılma.61. Yetimi, öksüzü, ihtiyaç sahibini gözet.62. Yaptığın iyilikleri başa kakma.63. Darlık anında dahi malından hayır yolunda harca.64. Cömert ol.65. Paylaş.66. Yardımlaş.67. Cesur ol.68. Tedbirli ol.69. İsraf etme.70. Ailen ve akrabalarını gözet.71. Komşularınla iyi ilişkiler kur.72. Kadir-Kıymet bil.73. Vefakâr ol.74. Dinine, vatanına, milletine hayırlı bir insan ol.75. Kendini geliştir, yetiştir.76. İnsanlık meselelerine karşı duyarlı... Devamı

09 11 2009

işte gini hayat hikayesi

evet,,, kulaklarınıza inanamadınız dimi,,, BEN EVLENİYORUM,,,,,,, ahanda beni ansızın kıskıvrak yakaladı,,,duvara duvara vurdu,,,,,,, an be an geldi çattı,, GİNİ artık evlenecek,,,,,,,, nasip kısmet işte,,, kime niyettt,,, kime kısmet,,,,,,, genç kızların rüyalarını süsleyen,, beyaz atlı prensleri GİNİ evlenmek üzreee,,,,, kim derdi ki GİNİ de birgün evlenecek,,, hey gidi hey hey bee koca GİNİ ,,,, :) yıl 2004: üniversiteyi henüz bitirmiş küçük GİNİ, maliye bürokrasisinde büyük adımlar atarak iş hayatına başlangıç yapmıştı.... genç kızlar küçük GİNİ nin başını döndürememişti.. Küçük GİNİ azimliydi,, tuttuğunu koparan cinstendi,, maliye bürokrasisinde devâsa işler yapıyordu,, ilk icraatı balyozu Uzanların keşmekeşliklerinin başına vurmak olmuştu,,,,,,yıl 2005: Küçük GİNİ, azcık büyüdü,, hatta bir ara bıyık bile bırakmıştı ankaralarda ,,, :)ama sonra kesti,,,, Ankara bürokrasisinin kendine yetmediğini anladı,, daha büyük işler yapmalıydı,, soluğu İSTANBUL da,,, o da bir İSTANBUL AHALİSİ oldu,,,,,, :) ,,,,,,,,,, fıstık gibi kızlar rahat bırakmadı tabi,,, istanbul büyüktü Küçük GİNİ yi yutabilirdi,, GİNİ iradesine sahip çıktı,, ezdirmedi kendini,,, kimseye yüzünü dönüp bakmadı,,, ailesinin de kız bulma çabalarına karşılık vermedi,,,,, ÇÜnkü daha yapacağı işler vardı Küçük GİNİ nin,,, çalıştı,,, çalıştı,, çalıştı,,yıl 2006: Küçük GİNİ artık büyümüştü,, artık kendisine GİNİ denmesini istiyordu,, o yüzden memurlar nette forum da GİNİ ismini alarak kaydını yaptırdı,,, kayıtla beraber oynak kızlar tarafından defalarca tacize maruz kaldı,,, ama GİNİ yılmadı,, Onu kimse yıldıramazdı,, İdealleri büyüktü,, zevk... Devamı

09 11 2009

işte gini hayat hikayesi

evet,,, kulaklarınıza inanamadınız dimi,,, BEN EVLENİYORUM,,,,,,, ahanda beni ansızın kıskıvrak yakaladı,,,duvara duvara vurdu,,,,,,, an be an geldi çattı,, GİNİ artık evlenecek,,,,,,,, nasip kısmet işte,,, kime niyettt,,, kime kısmet,,,,,,, genç kızların rüyalarını süsleyen,, beyaz atlı prensleri GİNİ evlenmek üzreee,,,,, kim derdi ki GİNİ de birgün evlenecek,,, hey gidi hey hey bee koca GİNİ ,,,, :) yıl 2004: üniversiteyi henüz bitirmiş küçük GİNİ, maliye bürokrasisinde büyük adımlar atarak iş hayatına başlangıç yapmıştı.... genç kızlar küçük GİNİ nin başını döndürememişti.. Küçük GİNİ azimliydi,, tuttuğunu koparan cinstendi,, maliye bürokrasisinde devâsa işler yapıyordu,, ilk icraatı balyozu Uzanların keşmekeşliklerinin başına vurmak olmuştu,,,,,,yıl 2005: Küçük GİNİ, azcık büyüdü,, hatta bir ara bıyık bile bırakmıştı ankaralarda ,,, :)ama sonra kesti,,,, Ankara bürokrasisinin kendine yetmediğini anladı,, daha büyük işler yapmalıydı,, soluğu İSTANBUL da,,, o da bir İSTANBUL AHALİSİ oldu,,,,,, :) ,,,,,,,,,, fıstık gibi kızlar rahat bırakmadı tabi,,, istanbul büyüktü Küçük GİNİ yi yutabilirdi,, GİNİ iradesine sahip çıktı,, ezdirmedi kendini,,, kimseye yüzünü dönüp bakmadı,,, ailesinin de kız bulma çabalarına karşılık vermedi,,,,, ÇÜnkü daha yapacağı işler vardı Küçük GİNİ nin,,, çalıştı,,, çalıştı,, çalıştı,,yıl 2006: Küçük GİNİ artık büyümüştü,, artık kendisine GİNİ denmesini istiyordu,, o yüzden memurlar nette forum da GİNİ ismini alarak kaydını yaptırdı,,, kayıtla beraber oynak kızlar tarafından defalarca tacize maruz kaldı,,, ama GİNİ yılmadı,, Onu kimse yıldıramazdı,, İdealleri büyüktü,, zevk... Devamı

26 05 2009

gel...!

“Gel…!Gel, gel, ne olursan ol yine gel,İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir,Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…Dünde geçti ,düne ait söz de… dün gibi gelip geçti.Bu gün yeni söz söylemek gerek.Her gün bir yere konup bir yerden göçmek,akarsu gibi bulanmaktan, donmaktan kurtulmak ne hoş !EY oğul ; bağı çöz, azat ol !..Ne zamana kadar altın gümüş esiri olacaksın?..Dünya malı, Allah’ın gülümsemeleridir.Bizi bu suret sarhoş, mağrur ve perişan etmiştir.Azıksızlık azığı sana azık olursa ;baki olan can bahçen güllerle, süsenlerle dolar.Dost altın gibidir. Belada ateşe benzer.Halis altın, ateş içinde saf bir hale gelir…Ten deniziyle gönül denizi birbirine bitişiktir,fakat aralarında bir berzah var,birbirlerine karışmazlar.Doğru olursan ok gibi ;yabana atarlar seni …Eğri olursan yay gibi ; elde üstünde tutarlar seni…Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin, karşındakinin anlayabildiği kadardır.”Mevlana Celaleddin Rumi (k.s) Devamı

26 05 2009

mevlana

Mümkün mü bu, olsun ruhumuz ilgisiz?Sen bende ve ben sende doğar, gizleniriz.Sen ben deyişim anlatabilmek için,sen ben aramızda yok ki gerçekte biliriz.Her ne istiyorsan kendinde ara!Senin canının içinde bir can var, o canı ara!Senin dağının içinde bir hazine var, o hazineyi ara!Eğer yürüyen dervişi arıyorsan;ONU SENDEN DIŞARIDA DEĞİL,KENDİ NEFSİNDE ARA!* * *Gönül O’nu ister, herşey bahane…* * *Sabır, gamdan kurtulmak için anahtardır.* * *Cenab-ı Hakk, yüzbinlerce kimya, ilaç yarattı; amma insanoğlu sabır gibi bir kimya görmüş değil.* * *Bizden sonra Mesnevi şehlik edecek ve arayanlara doğru yolu göstererek onları yönetecek ve onlara önderlik edecektir.* * *Canım tenimde oldukça Kur’an’ın kölesiyim. Ben Hakk’ın seçkin peygamberi Muhammed (a.s)’in yolunun toprağıyım. Her kim bundan başka benden bir söz naklederse, ona çok üzülür ve o sözden de çok üzüntü duyarım.* * *Yüce Allah, iyiliğin-kötülüğün karşılığını kıyamette vermeyi vaadetmiştir ama peşin olarak da onun örneği, dünya yolunda soluktan soluğa, bakıştan bakışa belirip durmadadır.Bir insan gönlüne bir neş’e, bu sevinç, birisini neşelendirmesine, sevindirmesine karşılıktır. Sıkılır, gamlanırsa da birisini sıkmıştır, birisini gamlandırmıştır.Bunlar, öbür dünyanın armağanlarıdır; ceza gününü gösterir; şu azıcık şeyler o çok şeyi anlatır; hani buğday dolu bir anbardan bir avuç buğday gösterirler ya, tıpkı onun gibi.* * *Allah için ataşe atılmak vardır. Lakin ateşe atılmadan önce kendinde İbrahimlik olup olmadığını araştır. Çünkü ateş, seni değil, İbrahimleri tanır ve yakmaz.* * *Birlikte olduğum insanlardan yalnızlığı öğrendim. Perhizler, gerçekten de... Devamı

28 02 2009

ekolturkiye

Kategori: edebiyat   Allah dostlarının sözlerinden -Ben senin rızanı kendi memnuniyetime tercih ettim. Senin rızan benimdir. Onun için onu gizli tutarım. -Her şeyde kendini ara ve kendi içinde her şeyi,, -Manevi tekamüllerin başlangıç noktası, hiçliğe varabildikten sonradır. -Sevgiliden bir şey uman veya ondan bir şey isteyen kişi muhib seven değildir, olamaz.çünkü muhib her şeyi sevdiği uğruna harcayandır. - Şeytan maneviyat yolcusunda fenaya ermedikçe öfke anında sırayette yol bulabilir, fakat nefsini fenaya erdirmiş bir kimsede öfkenin yerini gayret alır, gayret ise şeytanı kaçırır,kıskançlığın yerini düşkünlük alır. - Kin ve öfke nefsin metanetini yok eder, nefis isteğinin aksini yapılmasını istemez. - Nefis kalbin halini kendine mal etmesiyle ucuba yakalanır. - Kul gerçek tevazuyu en çok kalbinde müşhade nurunun parlaması ile erişebilir. çünkü müşhade anında nefis erir, Nefsin tesirini yitirmesiyle; kul Kibir ve ucup aldanmasından kurtulur. - Nefis kalbe doğan varidatı, çalıp kendisine mal etmesiyle manevi halini kaybeder. - Hayırlı bir ameli insanlar görecek diye terk etmek riya ,İnsanların gömesi için amel işlemek şirktir. - Mevlana ;Allah c.c. bir kimsenin ayıbını yüzüne vurmak istese, o kimseye başkasının ayıbını söylettirir. - Müslümanlar arasında kendisinden daha şerli olanları düşünmek, tevazu nimetlerinden mahrum olacağına, dolaysiyle kibirli olacağını söyledi.çünkü ona göre gerçek tevazu ; nefs için bir makam ve hal görmemektir. - İnsan ne zaman mütevazi olur? Nefsinin şerrini ve ayıbını bildiği,Kendisini insanlardan daha kötü gördüğü, Kendisinde bir değer ve manevi hal görmediği zaman - Halk içinde kendisinden daha şerli kimseyi görmemek. - Eğer nefsini... Devamı

28 02 2009

lokman

LOKMAN HEKİM’İN tavsiyeleri 1.   Ey oğulcağızım,ciğerparem!Allah’ı tanı,ona hiçbir  şeyi  ortak koşma.2.   Başkasına nasihat vermeden önce kendin o tavsiye edeceğin şeyi önce kendin yap.1.   Kendi ölçüne göre söz söyle.2.   Herkesin hakkına riayet et.3.   Sırrını sakla.4.   Dostunu iyilik veya kötülük zamanında sına.5.   Ahmak cahil kimseden uzak dur.6.   Aklı başında bilgin dostu tercih et.7.   Hayırlı işler uğrunda gayret sarf etmekten geri durma .8.   Bir tedbir alacağın zaman ahlak ve bilgi sahibi kimseye akıl danış.9.   Delil ve ispatını hazırladıktan sonra söz söyle.10.         Gençlik zamanını ganimet bil.11.         Gençlik zamanında iki cihana ait işlerin dürüst olsun .12.         Dostlarına ve ahbaplarına saygı ile ikram göster.13.         İyi bir üstadı baba yerinde tut.14.         Masraflarını gelirlerine göre ayarla.15.         Her işte ortalama davran .16.         Cömertliği adet  et.17.          Misafire ne hizmet gerekirse yap .18.         birinin evine misafir gittiğinde gözünü ve dilini sıkı tut,etrafa göz gezdirmekten                                ve gevezelikten sakın.19.         Herkesle hoş geçin.20.         Çocuklarının talim  ve terbiyesine dikkat et.21.         Vücudunu  ve üstünü   başını temiz tut.22.         Herkese k... Devamı

29 08 2008

türkiye

HATIRLA SEVGİLİ Devamı

15 07 2008

hayatı her şeye ragmen kabullenip sevmek

Güven DuymakKendinize ve duygularınıza karşı güvenmeyi öğrenmek meditasyon çalışmasının en temel bölümlerinden biridir. Hata yapsanız bile kendi iç güdülerinize ve kendi gücünüze güvenmek her zaman başkalarının sizi yönlendirmesini beklemekten çok daha iyidir. Eğer herhangi bir zamanda bir şeylerin doğru olmadığını hissederseniz neden bu duygulara saygı duymayasınız? Neden sırf başkaları farklı düşünüyor diye bu duyguları geçersiz saymalısınız? Bu şekilde duygularınıza ve kendi içgüdüsel bilgeliğinize güvenmek meditasyon çalışmasının her aşamasında oldukça önemli bir gelişmedir. Meditasyon çalışması yapan bazı insanlar eğitimcilerinin ününden ve yetkisinden o kadar etkilenirler ki kendi duygularını ve iç güdülerini bir kenara atarlar. Bu kişiler eğitimcilerinin her şeyi bildiğine o kadar çok inanırlar ki, herkesten daha üstün olduğunu düşünürler. Sonuç olarak eğitimcilerini mükemmel örnek gibi görüp, söylenenleri aynen taklid ederek, hiç sorgulamadan harfi harfine yerine getirmek için çaba sarfederler. Bu davranış, “kendin ol ve kendin olmanın nedemek olduğunu öğren”diyen meditasyon öğretisine tamamiyle ters bir yaklaşımdır. Başkasını (kim olduğu önemli değil) taklit eden herkes yanlış bir yolda gidiyor demektir. Bir başkası olmak imkansızdır. Sizin tek umudunuz tam olarak kendiniz olabilmenizdir. Meditasyon yapmanın en önemli amaçlarından biri budur zaten. Eğitimciler, kitaplar, kasetler sadece yol göstericidir. Başka kaynaklardan gelen bilgilere karşı açık yürekli olmak tabiki çok önemlidir, fakat işin sonunda kendi yaşamınız yaşamanız gerekmektedir. Meditasyon çalışmasının amacı kendiniz olmayı, sorumluluğunuzu üstlenmeyi, ken... Devamı

16 05 2008

radyo dinle

  _uacct = "UA-134211-3"; urchinTracker(); _uff = 0; _uacct = "UA-482556-13"; urchinTracker(); _uff = 0; !!!RADYOYA İSTEK YAP!!!  ... Devamı

14 05 2008

farklılıkları keşfetmek

Bilgelik yolunda SABIR enerjisi Belirli bir uyanışı yaşayan veya yola giren insanlar, bilgeliğe ulaşmadan, bilge olarak kabul edilmeden önce, evrensel yasa gereği, belirli denemelere, sınavlara sokulurlar. Bunlar çok özel, çok ince sınavlardır. Çünkü bilgeliğe doğru adım atıldıkça her şey incelir. İnsanın da ince olması gerekir; düşüncede, akılda, duyguda, sezgide, mantıkta, gerçekte ve hayalde, yani her şeyde. Ve insan bunu gerçekleştirmek zorundadır. Onun için insanlardan büyük bir olgu istenir. Bu da SABIR'dır.Sabrı tarif etmeden önce, her birimiz, kendi içinize dönelim ve sabrın nasıl bir kavram olduğunu düşünelim!. Sabır deyince ne anlıyoruz?. Sabır pasif bir bekleyiş midir, yoksa aktif bir olay mıdır?Sabır; tembelce bir bekleyiş ve boş oturuş değildir. Bilakis devamlı iç mücadele isteyen, duyguları, düşünceleri ve hareketleri devamlı kontrol etmeyi gerektiren, aktif bir durumdur. Sabrın içinde kendine hakimiyet vardır. Çünkü sabır, insanı en başta kendinden, kendi öfkesine yenilmekten korur. Ve ayrıca sabır, insana, herhangi bir konu için harekete geçmeden önce, durup düşünme alışkanlığını da kazandırır. Karşılaşılan zorluklara dayanma gücünü arttırır.Yukarıda söylediğimiz gibi sabır asla tembellik değildir. Yıkıcılığa, yılmadan mağlup olmamaktır aslında. Ve sabır, eğitimle elde edilen bir iç disiplindir. Sabrın içinde teslimiyet de vardır.Sabrın karşıtı olan sabırsızlık kavramına gelince; sabırsızlık; acele ederek, bir anda çok şeyi istemektir. Bu da her şeyin bir zaman içinde oluştuğunu ve bu oluşumun yasalarını bilmemekten kaynaklanır. (Bir çocuğun doğması için 9 ay geçmesi gerektiği veya bir meyvenın olgunlaşması için belirli bir sürece ihtiyacı olduğu gibi.) O yüzden olayların sonucuna (sabretmeyerek) bir an önce ve erken varmak isteyenler, yarı yolda kalırlar. Hiçbir sonuca varamazlar.O zaman sabrı şöyle de tarif edebiliriz: SABIR, bir hedefe varmak için geçirilmesi gereken süreyi telaşsız beklemek ve o sırada karşılaşılacak ... Devamı