11 11 2010

mutlu ailie olmanın kuralları...

  google_protectAndRun("render_ads.js::google_render_ad", google_handleError, google_render_ad); height="1" src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/s/iframes_api_loader.html" style="visibility: hidden; position: absolute" width="1">> var GGAff = {id:13025, width:234, height:60, direction:"Vertical", performance:"high"}; GGAff.errorMessage = '';     Çocuk psikiyatrisi uzmanı Dr. İsmail Yavaş, aile  mutluluğunun sağlanmasında sevgi ve saygının ‘altın kural’ olduğunu söyledi. Bireylerin karşılıklı saygıyı elden bırakmaması halinde huzur içinde bir hayat sürdürülebileceğine dikkat çeken Yavaş, bu konuda özellikle ebeveynlere önemli görevler düştüğünü ifade etti. Mutluluğun sırlarını maddeler halinde bir araya getiren Dr. Yavaş, ailelerin bunları uygulamaya çalışmasını tavsiye etti. Dr. Yavaş, hayatı ‘havaya atılan beş top’a benzetirken, bunları iş, sevgi, sağlık, dostluk ve benlik olarak sıraladı. Bunlar arasında sadece ‘iş’in lastik bir top olduğunu söyleyen Yavaş, şunları dile getirdi: “Bu top, düşmesi halinde tekrar zıplatılabilir ancak diğer dördü camdan yapıldığı için her an kırılabilir. Hayatımızı bu bilinçle yönlendirmeliyiz.” Eşinize sevdiğinizi söylemekten kaçınmayın Eşler, sevgilerini her vesileyle birbirine ifade etmeli. İncitici tenkitlerden titizlikle sakınmalı ve affedici olmalı. Tartışmayı çıktığı noktada tutmaya çalışmalı. Geçmişte kalmış bir konuyu hatırlatmamalı. Daha sonra hatalıysa özür dilemenin de bir fazilet olduğunu unutmamalı. Geçmiş deneyim ve hatıralardan söz edilmemeli. Aşırı idealist olmamalı ve karşı taraftan mucizeler beklenmemeli. Eşe güven telkin edilmeli. Mutlu olabilmek içi... Devamı

11 11 2010

olumsuz aile tutumları..

      Olumsuz aile tutumları: 1. Aşırı sevgi ve gevşek eğitim: Bu tutumu gösteren ailelerde sevgi, çocuğa şımartılacak derecede çok verilir ve disiplin yok denecek kadar azdır. Çocuktan çok az şey beklenir. Bu tarz yetiştirilen çocuklar genellikle erişkinlik yaşamlarında sorumluluk taşımayan, hep alıcı bireyler olarak karşımıza çıkar. Burada verilen sevgi, aşırı vericilik ve aşırı koruyuculuk biçimindedir. Disiplin tarzları ise yalancı bir hoşgörü biçiminde görünürse de aslında ailenin güçsüzlüğünün ve yetersizliğinin bir sonucudur. Çocuk ne kadar büyümüş olursa olsun, aile ona ilk yıllarda olduğu gibi daima vermeye ve korumaya eğilimlidir. Böyle çocukların ileride, doyumsuz ve bencil olma olasılığı fazladır. Eğer aile varlıklı ise çocuğu bir süre daha doyurulabilir; çocuk dayanaksız ve doyumsuz kaldığında ise alkol, kumar ve madde kullanımına başlama olasılığı artar. Bazı anne-babalar otorite olmayı öğrenememişlerdir; bunlar çocuklarına gerekli sınırlamaları koyamazlar. Bir kısım anne-baba ise katı baskı altında yetişmişlerdir. Kendi yaşamadıklarını çocuklarına yaşatmak isterler ve dolaylı olarak doyum sağlamaya çalışırlar. Ne var ki, sınırların katı ve dar olması kadar iyi çizilmemesi de çocuğun gerekli rehberlikten yoksun kalmasına neden olur. Bu gibi çocuklarda başkaldırıcı ve toplumdışı davranışlar daha sık gözlenir. 2. Aşırı sevgi ve sıkı eğitim: Burada sevgi, aynı birinci tutumda olduğu gibi aşırı verici ve koruyucu bir davranışla sunulmaktadır. Ancak çocuğa bir bebek gibi bakıldığı halde, kendisinden beklenenler çoktur. Hiçbirşey esirgenmez; özel dersler aldırılır, çeşitli olanaklar sağlanır. Buna karşılık çocuktan ileri düzeyde başarı bekle... Devamı

11 11 2010

mutlu bir evliliğin sırları...

Her evlilikte anlaşmazlıklar fikir ayrılıkları yada tartışmalar olabilir bana göre.Önemli olan bunları dozunda tutup insani bir şekilde olayları ve sorunları halledebilmeli insan.. Melekler Mekanı - Mutlu evliliğin sırları Mutlu evlilik elbette ki vardır başta sevgi saygı ve güven olduktan sonra neden olmasın diyerek sizlere mutlu evliliğin formülleri hakkında ki bilgileri sunuyorum Günümüzde aile içi huzursuzlukların ve boşanmaların giderek arttığı bir gerçektir. Evlilik neden yıkılabilir? Ekonomik sıkıntılardan mı? Eşlerin birbiriyle karşılıklı oturup konuşmamalarından, anlaşamamalarından mı? Kıskançlıktan mı? Yoksa sadakatsizlikten mi? Ya da eğitimsizlik, kişilik çatışması, psikiyatrik bir rahatsızlık mı söz konusu? Bunların hepsi birer belirtidir aslında. Gerçek sebep ise sevgi, saygı ve güven bağlarının zayıflamasıdır. Sevgi, saygı ve güven, eşleri bir arada tutan, evliliği yürüten yapıştırıcıdır. Evlilik, oldukça önemli bir müessesedir. Özellikle yeni evlenenler veya bazı küçük ipuçlarına dikkat etmeyip de yıllarca acı çekmek zorunda kalan evli insanlar aslında bazı hususlara dikkat ederlerse daha mutlu bir hayat yaşayabilirler. Mutluluk öyle gökten zembille inmez. Hak etmesini bilenler, mutluluk için çaba harcayanlar mutlu olabilirler. 1. EŞİNİZE İLGİNİZLE, SEVGİNİZİ GÖSTERİN Sevgi, bir ateşe benzer. Bu ateş sürekli yakıt yönüyle beslenmezse sönecektir. Sobaya odun atmazsanız, doğalgazınızı keserseniz, eviniz ısınmaz. Bunun gibi sevgi ateşi de ilgi gösterilmezse söner gider. Eşler de birbirlerine ilgi göstermeli, birbirlerinin eksik ve hatalarını onarmaya yönelik ilgilerini esirgememelidir. 2. EVİ OTEL GİBİ KULLANMAYIN Zamanında gösterilmeyen ilgi, ilgi değildir. Özellikle bazı erkekler evlerini... Devamı

11 11 2010

sevgi...

Sevgi,  "İnsanı bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu"[1] olarak tanımlanır Sevgi denildiğinde genellikle akla ilk önce, iki karşı cins arasındaki duygusal çekim gelmekteyse de, aslında sevgi, yöneldiği hedefe (sevgiliye duyulan sevgi, Allah sevgisi, vatan sevgisi, ebeveyne duyulan sevgi, çocuğa duyulan sevgi vs.) ve biçimlerine bağlı olarak büyük bir çeşitlilik göstermektedir. Şefkat, merhamet ve fedakârlık sevginin farklı kılıklardaki yansımalarıdır.[2] Sevgi yalın anlamıyla bir duygu ve heyecan türüdür. Sevgi, insanın bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermesine denir. Bir başka tanıma göre de “sevgi, öğrenilen duygusal bir tepkimedir.” İbn Arabî Hazretlerine göre sevginin tanımı yapılamaz. Sevgi ancak tadılır. Tadan kişi de sevginin ne olduğunu yeterince anlatamaz. Aynı zamanda sevgi evrensel bir duygudur. Annenin çocuğunu sevmesi, eşlerin birbirlerini sevmesi, ilâhî bir sır olarak, gayesi “bir tenle bir teni, bir canla bir canı kavuşturmak” olan sevginin evrenselliğine en güzel örnektir. Aynı zamanda İbn Arabî sevgi için, “Sevgi seveni sevilene bağlayan bir bağdır ve sevgi sevenin var oluşudur”[3] der. Sevgi insanların ruhunda bulunan değerli ve olumlu bir yetenektir. Fakat insanlar bu yeteneklerini her zaman ideale yakın bir değer olarak kullanamamaktadırlar. Yani insanlar birbirlerini gerektiği gibi sevememektedirler. Sevgi her şeyden önce fedakârlıktır, yani hiçbir karşılık beklemeden başkasına kendinden bir şeyler vermek esasına dayanır. 'Gerçek sevgi'; merhamet, şefkat, fedakârlık gibi diğerkamca davranışlarla, uygulamalarla kendini gösterir; aksi takdirde kuru bir laftan ibaret kalır. Ger&c... Devamı

11 11 2010

merhamet...

Şefkat sözlüklerde “acıyarak ve/veya koruyarak sevme, sevecenlik” olarak tanımlanır. Kökeninde sevgi, merhamet ve yardım duygularının bulunduğu şefkat çeşitli felsefi görüşlerde ve inanç sistemlerinde farklı kavramlarla dile getirilmişse de hepsinde de olumlu bir duygu ve davranış biçimi olarak dile getirilmiştir. Bazı hayvanların (anne veya babanın) içgüdüsel denilen davranışlarda (yavrusunu koruma) da şefkat yeteneği gözlemlenmekle birlikte, hayvanların bu davranışlarında bilinçlilik değil, otomatiklik sözkonusudur Devamı

11 11 2010

el.

c       ennetlere Devamı

10 11 2010

alıntı zaman gazetesi.çocugunuzun merhametli ,şefkatli,merhamet

  Çocuğumun vicdan ve merhamet sahibi olması için ne yapmalıyım? FAZİLET SEYİDOĞLU PSİKOLOG   -   08.11.2010   Çocuğunuzun yardımsever, merhametli, şefkatli, vicdan sahibi olmasını istiyorsanız öncelikle bunu sözlerinizle, davranışlarınızla gösterin. Çevrenize, komşularınıza yardımsever olun. Tabiatı, hayvanları sevdirin. Karşılık beklemeden iyilik yapmanın bir erdem olduğunu anlatın.   Kim istemez ki çocuğunun merhametli, vicdanlı, yardımsever, başkalarını da kendisi kadar düşünen biri olmasını. Başkalarını da düşünmek, onlar için de üzülmek, psikolojide empati ve sempati olarak tanımlanır. Empati gelişimi ilk bebeklik ve çocukluk dönemiyle başlar. Anne-baba-çocuk arasındaki sağlıklı şefkat dolu bir ilişki kurulur. Vicdan eğitimi şefkatle başlar. Önce dokunan, evet her ağladığında kucağına alan bir annenin; korktuğunda çocuğuna sarılan bir babanın şefkatiyle. Torununu kucaklayan bir dede, şakalaşan bir amca, okulda gülümseyen, bağırmayan bir öğretmenle gelişir vicdanlar. İnsanı diğer canlılardan ayıran özelliktir vicdan ve merhamet. Vicdanlı, merhametli bir evlat, bir gelin, bir torun, bir öğretmen yetiştirmek istemez misiniz?.. Çocuklarınızın merhametli vicdanlı olmasını istiyorsanız size pratik birkaç tavsiye: Aile içinde birbirinize şefkatli davranışlarda bulunarak model olun. Sevgi dolu ve sıcak bir aile ortamı içinde büyüyen çocuklar başkalarının duygularına daha duyarlıdır. Uyuyan yabancının üstünü örtün, çocuğunuz düştüğünde ona bağırmayın, 'çok mu acıdı?' diyerek sarıl... Devamı

10 11 2010

ne demek iştemiş acabaaaa....

Vitrivius’e katılıyorum. “Hep öğrenci kalan insan, öğretmenine borcunu kötü ödüyor demektir”, demişti Nieztche. Bu yüzden bizden aldıklarımızı, bize vermenin ve bu bitmek bilmeyen alış-verişi sürekli hale getirebilmenin yollarını keşfetme zamanıdır şimdi… Devamı

05 11 2010

KENDİNE ÖZENMEK.....

O kadar çok özeniyoruz ki kendimizden sıyrılıp başkası gibi olmaya, gün geliyor, kendimizi unutuveriyoruz.. Biri çıkıyor yıllar öncesinden, bize, kendimizi anlatıyor.. Önce inanmıyoruz öyle biri olduğumuza.. Sonra tekrar özenti yanımız devreye giriyor, yıllar sonra, kendimize özeniyoruz yeniden kendimiz olabilmek için.. Kendimize dönüşümüz, sahtekârlıklardan arınma, gerçeği bulma sebebiyle olmuyor, özenti biri olduğumuz için kendimizi bulmaya çalışıyoruz ne yazık ki..          Biz insanoğluyuz, hakikâti görmemek için yoğun çaba gösteren, nankörlüğü elden bırakmayan varlıklarız.. Hepimiz aslında ne olduğumuzu gayet iyi biliriz ama olmadığımız biri gibi görünmek için de yoğun çaba sarf ederiz.. Kendimize dönüşümüz bile, özenti sebebiyledir bizim.. Yine de kısmetliyizdir.. Yıllar sonra, bize kendimizi anlatacak, kendimize yeniden özenti duymamazı sağlayacak birini, yıllar evvel hayatımıza almışızdır.. Devamı

05 11 2010

ŞÜKÜRLER OLSUN SANA ALLAHIM........

Bu günlerde hiç yazasım yok.. Daha doğrusu güzel şeyler yazasım yok.. Çünkü hayatımda, öyle gözle görülebilecek kadar güzel giden birşeyler yok.. Gerçi ben bu durumdan yılmıyorum, polyanna oyununu hiç bir zaman elden bırakmıyorum.. Evet, doğrudur, güzel şeyler olmuyor hayatımda ama daha kötüsü de gelip beni bulmuyor en azından, diye kendime teselli veriyorum.. Kendime verdiğim teselliye, kendim inanmıyorum.. Üstelik kendime teselli veren yanıma hakaretler savuruyor öte yanım.. Ama yine de kendime teselli vermekten geri durmuyor beri yanım..        Bilmem ki, herkes mi benim gibi.. Çevremde, konuşabileceğim fazla insan yok.. Eskiden var olan insanları da yaptıklarımla yokluğa karıştırdım.. Çevremde olan üç-beş kişiye -ki onlar da yüzeysel sohbet ettiğim kişiler- nasıl olduklarını soruyorum.. Verdikleri cevap, benim verdiğim cevap ile aynı.. Çevremdeki bu üç-beş insana bakıp da genelleme yapmam pek doğru değil belki ama zannedersem hemen herkes hayatından pek memnun değil şu sıralar..        Diyorum ya, şükürler olsun hayatımızda kötü birşeyler yok.. Yalnız iyi şeyler de yok.. İyi şeyler varsa da biz farkında değiliz.. Belki şuan büyük bir iyiliği yaşıyoruzdur.. Belki kimsenin yaşamadığı kadar büyük bir güzelliğin içindeyizdir.. Ancak zamanla bu güzelliğe ve iyiliğe alıştığımız ve onları kanıksadığımız için, belki iyinin ve güzelin içinde olduğumuzu bilmiyor, bu büyük nimeti farkedemiyoruzdur.. Ki muhtemelen öyledir ve biz insanoğlu yaratılmışların en nankörü olduğumuz için asil görevimizi ifa ediyor ve nankörlük yapıyoruzdur..          Malum, pazartesiden itibaren yaklaşık bir ay... Devamı

05 11 2010

aile içinde nefs..

   En çok da aile içi kavgalar yaralıyor beni.. Kardeşin kardeşle küsmesi, babanın kızıyla tartışması, kocanın karısını dövmesi... Aynı evde, birbirinin tüm kusurlarını bilen insanların, en kızgın anlarda o kusurları, diğerinin yüzüne vurması.. En çok da bunlar üzüyor beni..        Nefs, nasıl bir şey ki, bir çocuğa el kaldırabiliyor, aynı yatağa baş koyduğumuz insanın başına yumruk atabiliyoruz..?        Nefs, nasıl bir şey ki, cennet biletleri olan anaya-babaya ağza alınmayacak lafları sıralayabiliyoruz..?        Nefs, nasıl bir şey ki, aynı evde birbirimize küs olarak kalabiliyoruz..?        Şu ruh, artık huzursuzluğa gelemiyor inanın.. İster yaşlılık değin, ister ermişlik, ister maneviyatçılık.. Yüzlerce kilometre öteden, bir kardeşin ötekine bağırdığını duysam, aynı ailede iki kişinin birbirine küstüğünü öğrensem, kendi kendime küser oluyorum, kendi kendimden tiksinir oluyorum..        Huzur Allah'ım.. Huzur..     ... Devamı

05 11 2010

aile içinde nefs..

   En çok da aile içi kavgalar yaralıyor beni.. Kardeşin kardeşle küsmesi, babanın kızıyla tartışması, kocanın karısını dövmesi... Aynı evde, birbirinin tüm kusurlarını bilen insanların, en kızgın anlarda o kusurları, diğerinin yüzüne vurması.. En çok da bunlar üzüyor beni..        Nefs, nasıl bir şey ki, bir çocuğa el kaldırabiliyor, aynı yatağa baş koyduğumuz insanın başına yumruk atabiliyoruz..?        Nefs, nasıl bir şey ki, cennet biletleri olan anaya-babaya ağza alınmayacak lafları sıralayabiliyoruz..?        Nefs, nasıl bir şey ki, aynı evde birbirimize küs olarak kalabiliyoruz..?        Şu ruh, artık huzursuzluğa gelemiyor inanın.. İster yaşlılık değin, ister ermişlik, ister maneviyatçılık.. Yüzlerce kilometre öteden, bir kardeşin ötekine bağırdığını duysam, aynı ailede iki kişinin birbirine küstüğünü öğrensem, kendi kendime küser oluyorum, kendi kendimden tiksinir oluyorum..        Huzur Allah'ım.. Huzur..     ... Devamı

05 11 2010

aaaaaaaaaaaaaaaaaaa......

Huzuru, internette tanımadığı insanlarla sohbet ederek arayan abla... Kocasından sıkılıp başkasına gönül veren teyze... Huzuru bir kadının kalçasında arayan ağabey... Karısından kaçıp kahve köşesinde pişti oynayan amca... Huzuru bir şiirde, kitapta, hiç tanımadığı bir sahil köşesinde arayan kardeş... Sevgilinin sinesinde huzur bulacağını zanneden genç kızım... Huzur, o aradıklarınızın hiç birinde ve ayrıca hiç bir yerde değil.. Huzur, dört rekatlık bir namazın, ilk rekatının ilk farzında gizli.. Devamı

04 11 2010

bu .....

işte bu kadınlar.....   Varlığıma şükrettiğim her güne, anlam yüklediğim her dakikaya, yaşanan olumsuzluk tümcesini zamana inat olumlu kılmaya küçücük bir tebessümle merhaba demeye geldim bende... =) Devamı

03 11 2010

edepli konuşmakkkkk.....

          Edep nedir? -------------------------------------------------------------------------------- Edep, nefsini tanıyıp haddini bilmektir. Edep, kul olduğunu anlayıp Yüce Mevlâ�ya yönelmektir. Edep, kibri kırıp tavazuya sarılmaktır. Edep, fani dünyayı tanıyıp boş davaları bırakmaktır. Edep, Cenab-ı Hakk�ın ve varlıkların haklarını güzel korumaktır. Edep, hayalı ve vefalı olmaktır. Edep, pişman olunacak şeyleri yapmamaktır. Kısaca edep, güzel ahlâktır. Güzel ahlâk ise, içiyle dışıyla doğru olmak ve bu doğruluk üzere yaşamaktır. Buna denge ve istikamet denir. Dengeli olmak, devamlı aynı güzel hâli korumaktır. Acı tatlı bütün hallerde istikametini bozmayan, dost ve düşmana karşı dürüstlükten ayrılmayan kimse dengeli insandır. Denge, insandaki akıl seviyesini gösterir. Velilerden Seriy es-Sakatî k.s. der ki: �Edep, aklın tercümanıdır.� Bunun manası şudur: Herkes aklı kadar edepli olur. Edebi kıt, ahlâkı bozuk olana hakiki manada akıllı denmez. Devamı

03 11 2010

limon nun faydaları....

    Limonun Faydaları: Harika bir C vitamini deposu olan Limon, tâbiri uygunsa Vücudumuzun doktoru gibidir. İşte birçok derdin şifası limonun bazı faydaları Damar tıkanıklıklarını açar, gıda zehirlenmelerini önler, karaciğer için çok faydalıdır, böbrek tıkanıklıklarını giderir, bademcik iltihaplarını geçirir, felç hastalarına tavsiye edilir, bağırsak ve idrar yollarını temizler, sivilceleri giderir, cilde güzellik katar, zehirli hayvan sokmalarına karşı panzehirdir, kalbi ferahlatır, temreyi geçirir, idrar söktürür, hazmı kolaylaştırır, tansiyonu düşürür, damar sertliğini giderir, mide bulantısını giderir, grip ve nezleye şifa verir, diş etlerini kuvvetlendirir, baş dönmesini durdur, ağız kokusunu önler, kusmaları keser, yüzdeki çillere faydalıdır, parlatıcı ve temizleyicidir, şişkinliği giderir, mürekkep lekesini çıkarır, kabuğu güvelenmeye engel olur, kabuğu yakılınca odayı temizler, susuzluğu teskin eder, basur hastalığına iyi gelir, safrayı söktürür, balgam yaptırmaz.   ... Devamı

28 10 2010

sorumluluk duygusu kazandır ma ....

    SORUMLULUK DUYGUSU KAZANDIRMA Perşembe, 24 Temmuz 2008 05:59 Her çocuk aynı zamanda, aynı sorumluluğu alamazlar. Çocukların kişilik özellikleri, fiziksel yapıları dikkate alınmalıdır. Önemli olan çocukların kendiişlerini yaparken engellenmemeleridir. Çocuklarının adına onların işlerini yapan ebeveynler, çocuklarının sorumluluk alma duygularını ve kişilik gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebilirler. Her ihtiyacı anne-baba tarafından karşılanan, devamlı neyi nerede ve nasıl yapacağı kendisine hatırlatılan, yanlış yaptığında azarlanan ve kınanan çocuklar, gölge bir kişiliğe sahip olabilirler. Anne babaya sormadan bir iş yapmayı tercih etmezler, kendilerine güvenlerini kaybedebilirler. Karşılaştıkları bir problemi çözmekte güçlük çekebilirler. Duygularını, tepkilerini rahatça ifade etmesine, gerektiğinde 'hayır' demesine izin verilmeyen çocuklarda bağımsız bir kişilik gelişmediği için sorumluluk duygusu da kazanmakta zorlanırlar. “O daha çocuk, kendi başına karar veremez." , “Onun için doğru olanı yapıyoruz.”, “Hayır, öyle demek istemiyorsun.”, “O zayıf alıyor, ben üzülüyorum.” cümleleri sıklıkla kaçınılması gereken cümlelerdir.   Sorumluluk Kazandırmada Anne Babaya Düşen Görevler   Çocuğunuz sizinle işbirliği yapsa da yapmasa da koşulsuz sevgi ve onay gösterin. Çocuğunuz her ne yaparsa yapsın ona değer verdiğinizi ve kabul ettiğinizi bilmesini sağlayın. Çocuğunuzun size bağımlı olduğunu düşünüyorsanız koruyucu tutumunuzu değiştirin. Sürekli sorumsuz davranan ç... Devamı

28 10 2010

motivasyon ve çalışma...

KENDİ MOTİVASYONUNUZU NASIL ARTTIRIRSINIZ? Bazen motivasyonunuzun düştüğünü, hiçbirşey yapmak, özellikle de ders çalışmak istemediğinizi fark edersiniz. Bazen hedefleriniz olmadığını ya da hedeflerinizin, kendinizi değil, başkalarını mutlu etmek için olduğunu düşünürsünüz. Peki kendimizi motive etmenin bir yolu yok mu? Elbette var, hem de birden fazla. Aşağıda sunulan ipuçları, özellikle ders çalışma ve başarıya ulaşma konusunda, motivasyonunuzu arttırma yöntemlerinden biri. Kendi kendini motive etme konusunda detaylı bilgi için, Öğrenci Gelişim ve Danışma Merkezi uzmanları ile görüşebilirsiniz. Öncelikle şunları aklınızdan çıkartmayın: •    Kim olduğunuz ve kişiliğiniz, ne olduğunuzdan ya da ne yaptığınızdan daha değerlidir. Kişi olarak sizin değeriniz, zekanıza, notlarınıza, ne kadar çalışkan olduğunuza göre değişmez. Siz sadece siz olduğunuz için değerlisinz. •    Başkalarının haklarına ve seçeneklerine saygılı olun ve değer verin. •    Hareketlerinizin doğuracağı sonuçları düşünerek, kendinizi kontrol etmeyi öğrenin. Bir davranışınızın sonrasında kendinizi nasıl hissedeceğinizi düşünerek davranışlarınızı kontrol altına almaya çalışın. •    Kendinize bir plan hazırlayın. Kişisel ve akademik hedeflerinizi bir kağıda yazın. Çalışma isteğinizin az olduğunu hissettiğinizde bu hedeflerinizi okuyun. •    Kötü giden olayların arkasından düşünüp, kurcalamayın. Başarıya konsantre olun ve başarısızlık üzerinde düşünmeyin. Unutmayın, küçük başarılar da, tıpkı küçük hatalar gibi birikir. •    Değişim için kendinize zaman ayırın, hata... Devamı

27 10 2010

anlaşmak ....

    Saliha bir kadının, münafık ve cahil bir kocası vardı. Bu kadın " Bismillahirrahmanirrahim " diye besmele çekmeden, hiçbir işine başlamazdı. Kocası,onun bu haline kızar, kadıncağıza yapmadığı eziyeti bırakmazdı. O saliha kadın ise, kocasının eza ve cefalarına sabreder ve onun doğru yola gelmesi için Allah’a dua ederdi. Bir gün,kadının kocası iyice öfkelenmişti.. Karısına yapacağı eziyet ve kötülük için bir bahane arıyor ve kendi kendine :… " Suna bir oyun çevirenimde görsün ; bakalım onu rezil olmaktan kim kurtaracak ? " diye söylenip duruyordu. Başkalarına açıkça söyleyemediği inkarcılığı,artık bütün çirkinliğiyle,içinde dolup taşmıştı. Hanımını çağırdı,ona bir kese altın vererek : - Bunu iyi sakla !!! diye tembih etti. Kadında kocasının emri üzerine hemen gitti,besmeleyi çekerek keseyi iyice sakladı. Bu arada kocası da onu gizlice takip ediyordu. Sonra karisinin haberi olmadan keseyi, karisinin sakladığı yerden aldı. İçindeki altınları boşaltarak, keseyi derin bir kuyuya attı. Aradan çok geçmeden karisini çağırdı ve: - Sana verdiğim bir kese altını hemen getir. dedi. Kadın koştu ; keseyi sakladığı yere, " Bismillahirrahmanirrahim " diyerek elini uzattı.Tam o anda, Allahu Tealinin emriyle, kese kadının sakladığı yerde içindeki altınlarla beraber aynen duruyordu. Islanan keseden suları damlıyordu. Kadın kesenin neden ıslak olduğunu anlayamadı ve keseyi kocasına getirdi. Adam içi altınla dolu keseyi görünce çok sasırdı ve karisinin söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu anladı. Sonra karısına ; - Sana çok zulmettim,çok canini yaktım,beni affet. diye yalvarmaya başladı. Allah’a tevbe ve istiğfar etti. İbadetlerine bağlı bir insan oldu. O günden sonra... Devamı

27 10 2010

ölümm..

  Şu karşıki dağlarda karlı dağ olsa, Düz ovada mor sümbüllü bağ olsa, Ağa olsa , paşa olsa , bey olsa , Yakasız gömleğe sarılır birgün... Devamı

27 10 2010

dost.....

   Sana rahmet veren Rahman’dır. Merhamet veren, şevk veren, ümit veren, sevinç veren, hüzün veren. Sana yoldaş olan Rahman’dır. İyi bil ki, hiçbir yerde bir başına değildin. Bundan sonra da olmayacaksın. Her zaman yanında olan Rahman’dır. Ey Sözümü İşiten Dostum; Söz, yürekten çıktığı zaman ancak yüreğe gider. Sen de sözlerini yürekten söyle. Sana söyleneni iyi dinle. Yürekten geleni al, keder vereni bırak. Güzele çağıranı al, boş olanı bırak. Rûhunun istediğini al, istemediğini bırak..  Hayat önemlidir. Neş’elen ve gül. Hüzünlen ve ağla. Ne yaparsan yap, ama Allah rızası için olsun yaptığın. Gördüğün göreceğin Allah rızası için olsun. Hayat uzundur, hayat kısadır. Kısası uzunu, hayatın Allah rızası için olsun. Sana rahmet veren Rahman’dır. Merhamet veren, şevk veren, ümit veren, sevinç veren, hüzün veren. Sana yoldaş olan Rahman’dır. İyi bil ki, hiçbir yerde bir başına değildin. Bundan sonra da olmayacaksın. Her zaman yanında olan Rahman’dır.  Asla üç şey olma. Ümitsiz olma. Şükürsüz olma. Sabırsız olma. Mevlâ’yı bilen ümidi bilmeli. O’nu bilen şükretmeli. O’na inananın sabırlı olmalı her ameli. Çünkü O varsa, ümit vardır. Sana kapalı gelse de yollar, ümit vardır. Çünkü O varsa, nimet vardır. Şükür vardır. Sana çirkin gelse de hâller, nimet ve şükür vardır. Çünkü O varsa, sığınak vardır. Sabır vardır. Sana ne, ne şekilde görünürse görünsün, hepsinde de güzellik vardır. Ümit, şükür ve sabır, vardır. Dostum, her zaman imanı yaşa ve uyanık ol. O seni bıraksın, se... Devamı

27 10 2010

ingilizce ögrenmek

amacımız reklam yapmak degil...resimdeki mesaj .ingilizce kursuna gitmeyi düşünüyorumm. Devamı

27 10 2010

çocuk....

   kayseri         her gönilde çiçek olmaktansa bir gönülde buket olmayı tercih ederim Devamı

26 10 2010

123

Devamı

26 10 2010

kazancı tevazuda arayınız....

Kazancı tevâzuda arayınız.”    Alçakgönüllülük ve iç huzuru birbirlerinden ayrılmaz bir bütündür. Kendinizi başkalarına kanıtlamak için ne kadar az çaba harcarsanız, içinizde huzur bulmanız o kadar daha kolay olur. Kendini kanıtlama çabası tehlikeli bir tuzaktır. Sürekli kendi başarılarınızı göstermek, böbürlenmek ve ne kadar değerli bir insan olduğunuza başkalarını inandırmak için muazzam bir enerji harcamak gerekir. Oysa, insan böbürlendiği zaman başarısının veya gurur duyduğu bir şeyin yaratacağı olumlu duyguları sulandırmış olur. Daha da kötüsü, siz kendinizi kanıtlamaya çalıştıkça diğer insanlar sizden uzak durmaya bakarlar, arkanızdan konuşup sizin güvensizlikten kaynaklanan övünme ihtiyacınızı eleştirirler; hatta, sizden nefret etmeleri bile mümkündür. Oysa, ilginçtir; insan takdir görmeye ne kadar az düşkün olursa, o oranda daha çok beğeni toplar. Sessiz bir özgüven sahibi olup, kendilerini her an haklı ve iyi gösterme kaygısı duymayan, kimsenin başarısını çalmaya kalkmayan insanlara da, herkes hayranlık duyar. Övünme gereği duymayan, ortaya egosunu değil, yüreğini koyan bir insanı, herkes çok sever .   Gerçek tevâzu pratik yaparak geliştirilebilir. Bu çok güzel bir şeydir, çünkü karşılığı sakin bir huzur duygusuyla hemen gelir. Bir daha karşınıza böbürlenme fırsatı çıktığında, bu dürtüye karşı direnin.     Kaynak: Ufak Şeyleri Dert etmeyin Dr. Richard Carlson ... Devamı

26 10 2010

kamil insan......

Kâmil insan her yönüyle ideal ve örnek insandır. Bilgisi, idraki ve aklı son derece gelişmiştir. Tüm zincirlerinden kurtulmuş, tabularını yıkmıştır. Hiç kimseyi aşağılamaz, insanlar arasında ayrım yapmaz. Almadan verir, sevilmeden sever. Boş konuşmaz, sözü öz ve gerçektir. Eline, beline ve diline hakimdir. Sonsuz hoşgörü ve tevazu sahibidir. İbadeti şekilde değil bilinçte ve yaşam tarzındadır. Zenginlikten mağrur olmaz. Fakirlikten hicap duymaz. Doğal sirküleyi hisseder, tabiatla bir ahenktir ve an’da yaşar. Her nefes alışından mutluluk duyar. Olmakta olan her şeyin bütünün yararına olduğunu bilir. Kâinatın ahengini her yerde, her şeyde ve her an gören, hisseden, yaşayan kişi’dir. Ben’den ve bencillikten uzaktır. O nefsine değil, nefsi ona tutsaktır. Cimrilik, hırs, haset, alay, kibir, yalan, riya, şehvet, şöhret, gaflet, gazap gibi çirkin karakterlerden kendini arındırmıştır. İnsanlar arasında saygıyı, dostluğu ve dayanışmayı sağlamaya çabalar. Her türlü şiddete, zulme ve işkenceye karşıdır. Kul hakkının yenmesine, hırsızlığa, sömürüye karşı durur. Barışı, adaleti, sevgiyi, mutluluk ve huzuru inşa için çalışır. Önemsediklerinin en başında yaşama hakkı gelir. Yaşayan her varlığa sevgi duyar. Ölüm korkusunu yenmiştir, ölüme yeni bir yaşama geçiş gözüyle bakar. ... Devamı