21 04 2011

sabır....

 

Ayşe Sucu aysesucu@turktime.com

 

Sabır hiç kuşkusuz basit bir kabulleniş değildir. İnsanın yaratılışındaki en yüksek iradeye, kendi iradesiyle bir rıza gösterişidir; ama bu, ancak kendi üzerinde bir iktidar kurmuş ise mümkündür.

İman insanının, şahsiyetini oluştururken her düzlemde ihtiyaç duyacağı kavramlardan biridir sabır. Darlıkta, zorlukta, güçlükte, imkânsızlıklarda, yasaklarda, doğru ve güzel işlerin ve ritüellerin devamında, kısaca söylemek gerekirse, insanın değerlerine uygun bir hayat standardı oluşturmakta tutunacağı en güçlü değerdir.

Müminin hayatı en genel anlamda sabır ile şükür arasında geçer. Dolayısıyla sabrın çok iyi anlaşılması gerekir. Hangi insan tipi olursa olsun, zengin-yoksul, zayıf- güçlü, sağlıklı-hasta vb. şükredeceği pek çok şey olduğu gibi sabırla, metanetle karşılaması gereken hadiseler de olacaktır… Dolayısıyla sabır ile şükür arasında sıkı bir ilişki söz konusudur. Bir başka ifadeyle verilenleri, elinde olanları görmek istemeyen, fark etmeyen insanın sabırlı olma ihtimali zayıftır.

Sabrı genel bir kavram olarak alırsak, rahatlamanın, mutluluğun ve başarının anahtarı olduğunu söyleyebiliriz. İrade eğitiminin sabırsız yapılabilmesi mümkün olmadığı gibi, Yaratıcıya ve yaratılanlara yönelik bütün sorumluluklarımızda her halükarda sabra ihtiyacımız vardır. Bundan dolayı olmalıdır ki Yüce Allah Kur’an’da “ sabırlı olun, sabrınızda ısrarlı olun yahut sabretmekte direnin” ifadelerini kullanmaktadır.
Yanlış kanaatlerden biri de, sabır her şeye katlanmak, zillete boyun eğip razı olmak, hadiseler karşısında pasifize olmak gibi algılanmaktadır. Sabır sonuç itibariyle bir kabulleniş olabilir. Ancak süreçlerde aklın işletilmesi ve yapılması gereken ne var ise yerine getirilmesi kaydıyla… Dolayısıyla sabrı aktif bir direniş olarak algılamak mümkündür.

Kuşkusuz insan hayatı tek düze değildir. Her alanda inişler-çıkışlar söz konusudur. Dolayısıyla güçlüklerin aşılmasında, ahlakın olgunlaşmasında, insanın maddi veya manevi zirveye yükselmesinde sabır bir merdivendir. Aslında, başarı, mutluluk, huzur gibi rahmetler, zahmetle iç içedir. Zahmetler ise sabırla aşılır.

Hangi Peygamberin hayatına bakarsak, ciddi sıkıntılarla geçmiş hayat hikâyeleriyle karşılaşırız. Tavırları, duruşları ve davranışlarıyla insanlık adına bir “dil” oluşturmuşlardır. Aynı zamanda sonuçlarını da en güzel şekilde almışlardır. Örnek vermek gerekirse:

Hz. Nuh’un ailesine ve halkına hakikatleri ulaştırmak için canhıraş çabası ve muvaffakiyeti, Hz. Yunus’un bir hatası sonucu başına gelenler, akabinde balığın karnındaki yolculuğu, tövbesi ve teslimiyetteki sabrı sonucu kurtulması, Hz. Eyyüb’ün hastalıklara ve musibetlere olan tahammülü sonucu iyileşmesi ve ilerlemiş yaşlarda çocuk sahibi olması, başına gelmedik kalmayan Hz. Yusuf’un bir köle olarak geldiği yere Maliye Bakanı olarak atanması, Hz. Yakup’un yıllarca evlat hasretiyle yanıp tutuşması, evlatları arasındaki husumete ve acısına olan sabrı sonucunda dualarının kabulü, Hz. Meryem’in uğradığı iftiralar karşısındaki dik duruşu ve sabrı, hakeza hem yetim hem öksüz olan son Peygamber’in bebekliğinden son nefesine kadar adeta her solukta soluduğu sabrı, insan olmanın, kul olmanın ve başarmanın ancak sabırla olacağını bize göstermektedir.

Huzurla kalınız.

28
0
0
Yorum Yaz