11 11 2010

el.

c       ennetlere Devamı

05 11 2010

aile içinde nefs..

   En çok da aile içi kavgalar yaralıyor beni.. Kardeşin kardeşle küsmesi, babanın kızıyla tartışması, kocanın karısını dövmesi... Aynı evde, birbirinin tüm kusurlarını bilen insanların, en kızgın anlarda o kusurları, diğerinin yüzüne vurması.. En çok da bunlar üzüyor beni..        Nefs, nasıl bir şey ki, bir çocuğa el kaldırabiliyor, aynı yatağa baş koyduğumuz insanın başına yumruk atabiliyoruz..?        Nefs, nasıl bir şey ki, cennet biletleri olan anaya-babaya ağza alınmayacak lafları sıralayabiliyoruz..?        Nefs, nasıl bir şey ki, aynı evde birbirimize küs olarak kalabiliyoruz..?        Şu ruh, artık huzursuzluğa gelemiyor inanın.. İster yaşlılık değin, ister ermişlik, ister maneviyatçılık.. Yüzlerce kilometre öteden, bir kardeşin ötekine bağırdığını duysam, aynı ailede iki kişinin birbirine küstüğünü öğrensem, kendi kendime küser oluyorum, kendi kendimden tiksinir oluyorum..        Huzur Allah'ım.. Huzur..     ... Devamı

05 11 2010

aile içinde nefs..

   En çok da aile içi kavgalar yaralıyor beni.. Kardeşin kardeşle küsmesi, babanın kızıyla tartışması, kocanın karısını dövmesi... Aynı evde, birbirinin tüm kusurlarını bilen insanların, en kızgın anlarda o kusurları, diğerinin yüzüne vurması.. En çok da bunlar üzüyor beni..        Nefs, nasıl bir şey ki, bir çocuğa el kaldırabiliyor, aynı yatağa baş koyduğumuz insanın başına yumruk atabiliyoruz..?        Nefs, nasıl bir şey ki, cennet biletleri olan anaya-babaya ağza alınmayacak lafları sıralayabiliyoruz..?        Nefs, nasıl bir şey ki, aynı evde birbirimize küs olarak kalabiliyoruz..?        Şu ruh, artık huzursuzluğa gelemiyor inanın.. İster yaşlılık değin, ister ermişlik, ister maneviyatçılık.. Yüzlerce kilometre öteden, bir kardeşin ötekine bağırdığını duysam, aynı ailede iki kişinin birbirine küstüğünü öğrensem, kendi kendime küser oluyorum, kendi kendimden tiksinir oluyorum..        Huzur Allah'ım.. Huzur..     ... Devamı

27 10 2010

ölümm..

  Şu karşıki dağlarda karlı dağ olsa, Düz ovada mor sümbüllü bağ olsa, Ağa olsa , paşa olsa , bey olsa , Yakasız gömleğe sarılır birgün... Devamı

22 10 2010

İNSANIN İÇİNDEN GEÇENLER VE KALP VE İMAN FRENLERİ...

ALLAH BİZDEN NASIL BİR AHLAK İSTİYOR?  İnsanlar için bir öğüt olan Kuran, Allah'ın sözüdür. Kuran'ın ayetlerini okuyarak ve uygulayarak Allah'ın beğeneceği bir ahlaka sahip olabilirsiniz. Bu çok kolaydır. Ancak buna rağmen insanların büyük bir çoğunluğu hataya düşmüş ve Allah'ın emrettiği güzel ahlaktan uzaklaşmışlardır. Eğer bir gün çevremizdeki her insan kendi üzerine düşeni yapar ve Allah'ın istediği ahlaka sahip olursa, dünya üzerinde de cennettekine benzer bir ortam oluşabilir. Şimdi, kısaca bu güzel ahlak özelliklerini anlatalım. Hepimiz biliyoruz ki, insanı Allah yaratmıştır. Dolayısıyla insanın iyi ve kötü özelliklerini de en iyi Allah bilir. Ayrıca insan diğer insanları kandırabilir ama Allah'tan herhangi bir şey gizlemesi mümkün değildir. Çünkü Allah bizim gibi sadece insanların dışını değil, onların düşüncelerini de bilir. O halde insanın Allah'a karşı her zaman dürüst ve samimi olması gerekir. Kuran'da şöyle bildirilmektedir: De ki: "Sinelerinizde (içinizde-kalplerinizde) olanı -gizleseniz de, açığa vursanız da- Allah bilir. Ve göklerde olanı da, yerde olanı da bilir. Allah, herşeye güç yetirendir. (Al-i İmran Suresi, 29) Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onunla sorguya çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğini azablandırır. Allah, herşeye güç yetirendir. (Bakara Suresi, 284) Allah'ın, her sözünü işittiğinin, her yaptığını gördüğünün, her düşüncesini bildiğinin farkında olan insan, gizlice de olsa kötülük yapamaz. Demek ki insanların gerçekten iyi insanlar olabilmeleri için mutlaka Al... Devamı

05 05 2008

samimiyet

        SAMİMİYET ZOR İŞTİR Yaratan, yaşatan, yöneten, (zamanı gelince) öldüren, diriltip hesaba çeken, kimlerin Cennet’e, kimlerin Cehennem’e gideceğini belirleyecek olan Allah’tır (c.c.). Bu sebeple Allah’ın (c.c.) unutulmaması, rızasına uygun bir hayat yaşanması, insanların ne diyeceğinden çok, Allah’ın (c.c.) ne diyeceğinin önemsenmesi esastır. Bu tutum, kul oluşumuzun ciddiye alınmasıdır. Dünya ve ahiretimizin cennet olmasıdır. Bütün müsbet davranışlarımızın temelinde bir anlayış vardır. Ruhsal sükûnet bu anlayıştan doğar. Çünkü kalpler zikrullah ile mutmain olur. (Rad, 28)  Şahsiyet bu anlayışa istinat eder. Zira; sadece Allah’ın (c.c.) ne diyeceği önemlidir. Gelimli gidimli dünyada, muhtaç olduğumuz güven duygusu ve denge yine bu anlayışa bağlıdır. Bu anlayışa göre huzur-u ilahide “ihsan şuuru”yla yaşanan hayat, “büyük makama” sunulacağından olabildiğince kusursuz olmalıdır. Her hayırlı işin değeri bilinmeli, hakkı verilmelidir. Allah (c.c.) eksenli bir hayat elbette mükemmel bir hayat olacaktır. Mükemmel dinin mükemmel mensupları olur. Kur’an zirvede bir kitapsa, onun mü’minleri de zirvede olacaktır. Peygamber alemlere rahmetse ümmeti de rahmet olacaktır. Peygamberi (s.a.v.) misal edinme bunu gerektirir. Bundan hem maddî, hem manevî zenginlik doğar, nizam-ı âlem adaletle kaim olur, ayakta durur. Olması gereken budur da, olan nedir? İlkelerdeki mükemmellik hayata yansımış, idealler gerçeğe dönüşmüş müdür? Nerede hata yapılmıştır? Hangi temel sapma, başka sapma ve hataları peşinden getirmiş durmuştur? Müslümanların kültürü bu noktalarda net değildir. Va’z uslubu, teşhis için kafî gelmiyor her zaman, her derde derman olmuyor. Bırakın alemlere rahmet olmayı, ümmet-i Muhammed bugün, kendi hukukunu bile koruyamaz durumdaysa, mükemmel ilkelerden kalkış yaparak, nasıl oldu da dik sürüngen bir hale geldi. Bu soru son derece mühimdir. Neden düştüğünü... Devamı