13 03 2013

Özeleştiri Yapmak

Özeleştiri Yapmak |  görsel 1

Özeleştiri Yapmak, Gelişim İçin Gereklidir

Eleştiri; ‘‘Bir insanı, bir eseri, bir durumun, olumlu ve olumsuz yönlerinin nesnel bir yaklaşımla irdelenerek değerlendirilmesi ve ifade edilmesi’’ şeklinde tanımlanabilir. Edebî eleştiri, bilimsel eleştiri, nesnel eleştiri gibi çeşitlilik gösterebildiği gibi eleştiri yapılırken kullanılan araçlar da birbirinden farklıdır. Eleştiri, eğitimde başarı ve gelişim için gereklidir. Eleştirmenin ve eleştirilmenin toplum, görgü ve saygı kuralları içerisinde yapılması gerekmektedir.

Özeleştiri yapan (kendini eleştirme) kişi, yaptığı yanlışlıkları, eksik yönlerini daha iyi görür. Özeleştiri yapmak, başkalarını eleştirmeden önce çok iyi düşünmeyi ve düşüncelerini açıklarken daha insaflı davranmayı sağlar. Kendi özelliklerini bilmeyen,

düşünen bir birey, eleştirilerinde yıkıcı olacak ve yine kendisine yönelik eleştirileri bir gelişim aracı olarak göremeyecektir. Eğitsel Eleştiri Öğrenci-Öğretmen Diyaloğunu Güçlendirir

Eğitsel eleştiri ise; okulda bir gün boyunca gerçekleştirilen bütün eğitim çalışmalarının (faaliyetlerin) izlenmesi, değerlendirilmesi ve geliştirilmesine yönelik çalışmaların bütünüdür. Yapılan çalışmaların (resim, ödev, anlatım) istenilen neticeye ulaşıp ulaşmadığı değerlendirilir. Eğitim faaliyetlerinde eleştiri genellikle öğrenci çalışmasını sonuçlandırdıktan sonra gerçekleşir. Bununla birlikte öğretmen faaliyete başlarken öğrencilerin de düşüncelerine yer verdiğinde konunun başka boyutları, daha kolay yöntemleri ortaya çıkar. Böylelikle öğrencilerin derse katkısı artar ve öğretmen-öğrenci iletişimi güçlenir. Eğitsel eleştiri ile öğrenci dersten sıkılmaz ve başarısız olma düşüncesinden kurtulur. Kendini daha rahat ifade edebilir ve sürekli gelişim için çaba gösterir. Çocuklar ders esnasında diğer arkadaşlarının yapıcı eleştirilerini de dikkate alarak, en iyisini yapmaya çalışırlar. Öğretmenler, Öğrencilere Eleştirirken Nelere Dikkat Etmeli?
Eleştirmek deyince pek çoğumuzun aklına ‘‘kötülemek, yermek’’ gelmektedir. Öğrencilerin davranışlarını ve çalışmalarını eleştirirken, onlara yön göstermeyi ve gelişimlerini desteklemeyi amaçlamalıyız. Öğrencinin çalışmasıyla ilgili ‘‘olmamış’’, ‘‘çok renksiz’’ ‘‘beğendim’’, ‘‘yanlış’’ gibi genel ifadeler kullanmak yerine daha açıklayıcı olabiliriz: ‘‘Bu renkle birlikte kırmızıyı tercih edersen, resmin daha güzel olacak. Cümlede özneyi bulurken ‘kim ve ne’ sorusu soruyorduk, hatırlandın mı? İşlemde yanlışlık şuradan kaynaklanıyor, buraya dikkat et.’’ Eleştirmeye başlamadan önce öğrencinin çalışmasındaki olumlu yönleri belirtin, onun gönlünü alın. Öğrenme sürecinde çocukların her şeyi öğretmenin istediği şekilde yerine getirmesi mümkün değildir. Bu sebeple eleştirmeden önce çocukların o çalışma için ne kadar uzun zaman ve emek harcadıklarını hatırlayın. Öğretmenlerin ve ailelerin de her şeyi bilmesi mümkün değildir. Çocuklarla bilgi yarışına girmemeye özen göstermeli ve alçak gönüllü olmalıyız.

Öğrencinin olumsuz davranışları ile ilgili bir eleştiri yaparken, düşüncelerinizi bütün sınıf içinde açıklamak yerine öğrenciyle özel olarak konuşun. Platon, bir grup arkadaşı arasında oturan Sokrates’e; “Geçen gün bir arkadaşını herkesin yanında azarladın. O sözleri baş başa kaldığın zaman söyleyemez miydin?” diye çıkışır. Sokrates; “Beni böyle azarlamak için, baş başa kalmamızı bekleyemez miydin” der ve uyardığı yanlışı uyaranın da yaptığını ortaya koyar.

Öğrenciyi değil, öğrencinin davranışını eleştirmek gerekir. Vurguladığınız nokta hatalardan ziyade, hataların nasıl düzeltilebileceği olmalıdır. Emretmek yerine, isteyin: ‘‘Yanlış, hemen tekrar yap’’ demek yerine ‘‘İşlemi tekrar yapar mısın?’’ diyebilirsiniz. Öğrenciler sizi eleştirdiğinde onları azarlamayın. Çocuklar kendi düşüncelerine değer verilmediğini düşündüklerinde, öğretmenin söylediklerini dikkate almayacak ve değerli görmeyeceklerdir. Eğitimci aileleri de bu konuda bilgilendirerek, ailelerin çocukta hayal kırıklığı ve eziklik oluşturmasını engellemelidir. Yapıcı Eleştiri Yapabilmek Eğitim Gerektirir.

Renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını, halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş. Öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasına gitmiş. Usta ressama üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Öğrenci resmi yeniden yapmış. Usta yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş. Öğrenci denileni yapmış..

Birkaç gün sonra bakmış ki resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş. Usta ressam şöyle demiş: “İlkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenler ile tartışma."

785
0
0
Yorum Yaz